|   | 
  • Cevahir Kadri

    Ah Bu Nisan Akşamları: Safî Bir Hüzün

    Küresel ısınma sanat dünyasını da etkisi altına aldı. Nisan, baharın en yoğun yaşandığı demlerden bir ay. Toprak ısınır; ağaçlar çiçeklenir, dallar yapraklanır bu ayda. Ama bir bakıyoruz ki daha dalların yapraklanması tamamlanmadan çepeçevre bir hazan sarıvermiş o henüz yapraklanmamış ağaçları. Daha dün, şaka edercesine bu dünyaya veda ettiydi Ülkü Tamer, şimdi de Cemal Safi. Sevgi dolu iki yürek, yürekleri buruk bırakıp gitti nisan akşamlarında.

     

    Hâlbuki öyle miydi Nisan? Oysaki Cahit Sıtkı hiç de öyle anlatmamıştı bize;

    “Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,

    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,

    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,

    Sende tattım yemişlerin cümlesini.”

     

    Böyle böyle söylemişti Cahit Sıtkı!.. Yanıldın Cahit, yanıldın; şimdilerde nisan hiç de anlattığınız gibi değil. Zaman değişti, insanlar, çevre değişti, toprak, ağaçlar, bitkiler değişti. Bak, küresel ısınma kalpleri de vurdu, kalplerden neşet eden sanatları da sanatkârları da. Her şey tepetaklak, her güzellik yerle bir!.. Desek de sonunda “nisan bir” olmuyor, o gün de Ülkü’müz uçup gitti dünya semamızdan. Artık şakalara, eğlenmelere, eğlencelere de yer yok bize… Her dertli derdinden azat oluncaya dek, dertliler dermanını buluncaya dek!..

     

    Safi bir sevgi dolu yürek taşıyan Cemal Safi’yi doğrusu çok geç tanıdım. Geç buldum erken kaybettim derler ya, işte öyle bir şey benimkisi. Bunda kusurun çoğu elbette ki bendedir, kabul ediyorum ama hepsini değil. Çünkü, bir güfte yazarı olarak hep arka planda olan bir isimdi o. Türkiye’nin Orhan Gencebay, Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy, Zekai Tunca gibi tanınmış müzik insanlarına söz yazarlığı yapmış bir şair olarak kendinden ziyade hep eserlerinin isimleri öne çıktı. Şairin bugüne kadar 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere, Zekai Tunca, Selçuk Tekay, Onur Akay ve Candan Erçetin gibi çok sayıda sanatçı ve besteci tarafından 150 civarında şiiri bestelendi. Onun “Tek Hece-Aşk, Ya Evde Yoksan, Ayşen, Vurgun, Git, Rüyalarım Olmazsa, Telefonda Sen” şiirleri hep kendinden önce tanınmış, elbette ki milyonların gönlünde taht kurmuş eserlerindendi.

     

    Bu kadar önemli eserlerde imzası bulunan bu güzel insan kimdi? Birkaç sene önceydi. Lale Şairi sıfatıyla şöhret bulmuş Kayserili şair Abdullah Satoğlu’na “Vefa” programında beraber olma imtiyazını ve fırsatını bulduğum Cemal Safi’nin yaşam öyküsü özetle şöyledir:

     

    1938 yılında Samsun’da dünyaya geldi. Babası merhum Mehmet Safi, annesi merhume Ayşe Safi idi. İlköğrenimini Sakarya İlkokulu'nda, ortaöğrenimini ise Samsun Sanat Okulunun Torna Tesviye bölümünden mezun olarak tamamladı. 1959 yılında ailesiyle birlikte Ankara'ya taşındı. 1971 yılına kadar, o dönemde sahibi oldukları Büyük Otel'de babasıyla birlikte çalıştı. Cemal Safi evli ve üç çocuk babası olan ve aylar önce KOAH nedeniyle tedavi altına alınan şair Cemal Safi, 17 Nisan 2018 Salı günü saat 20.00 sularında hayata gözlerini yumdu. Cenaze namazı, 20 Nisan 2018 tarihinde Cuma namazını müteakip Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Bilkent Doğramacızade Ali Paşa Camii'nde kılınacak.

     

    Cemal Safi, şiirlerini Vurgun, Sende Kalmış, Kıyamete Kırk Kala veYa Evde Yoksan adlı kitaplarda topladı.

     

    Kitapları, Bestelenen şiirleri, ödülleri!...

     

    1989 yılında Rüyalarım Olmasa (İmkânsız) ve Vurgun adlı şarkıların güftesiyle Hürriyet ve Milliyet gazeteleri ile TRT'nin açtığı yarışmalarda birincilik ödülünü alarak yılın sanatçısı seçildi. 1990 yılında Selçuk Tekay'ın bestelediği Vurgun adlı şiirin şarkısıyla aynı kurumların ödüllerini yeniden aldı. 2003 yılında, Karamanoğlu Mehmet Bey adına düzenlenen Türk Dili Bayramı'nda Türkçeyi en etkin ve güzel kullanan güftekâr şair olarak birincilikle ödüllendirildi. Ayrıca, Romanya’nın en saygın edebiyat ödülü olan Eminescu madalyası başta olmak üzere, defalarca Hürriyet'in Altın Kelebek, Milliyet'in Yılın En Sevilen Şarkıları birincilik ödülleri ile, TRT'nin Yılın Şairi gibi sayısız ödüle lâyık görüldü.

     

    İlk şiir kaseti 1991'de çıktı. Şiirlerinin bir bölümü Romenceye, Arnavutça ve İtalyancaya çevrildi.

     

    Yaz aylarını geçirdiği Akçay'da her yıl Geleneksel Akçay Şairler ve Bestekârlar Şölenini organize etti.

     

    Tek Hece- Aşk…

    Cemal Safi’yi en iyi anlatan hangi eseridir diye sorarsanız tereddüt etmeden Tek Hece derim. Şiirin kurgusu ve anlatımı, imge dünyası vs. çok güzeldir. Bir bilmece gibidir bu şiir aslında. Nitekim şair, bu şiirine bir soru sorarak başlar:

    “Var mı beni içinizde tanıyan?

    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.

    Kalmasa da şöhretimi duymayan,

    Kimliğimi tarif etmek zor benim...”

     

    Şiirin her dörtlüğünde o “Tek Hece”nin farklı farklı marifetleri(!) dile getirilir. Aşk konulu halk hikâyelerinin ve başka aşka dair birçok gerçekler dile getirilir. Kâinatın Efendisi’nin (sallallahu aleyhi vesellem) yaratılma sebebinin de aşk olduğu şu dörtlükle anlatılır:

    “Benim için yaratıldı Muhammed!

    Benim için yağdırıldı o rahmet!

    Evliyanın sözündeki muhabbet,

    Enbiyanın yüzündeki nur benim...”

     

     Son dörtlüğün son dizesinden sora ilave bir dizede ilk dörtlükte sorulan sorunun cevabı verilir: “Benim adım aşk!

     

    Kâinatın Ulu İmparatoru…

    Evet, Cemal Safi’yi türlü kelimelerle anlatmam pekâlâ mümkündür; lakin onu en güzel ve en özel bir biçimden anlata tek kelime, tek hece vardır: aşk. Çünkü farklı temalı eserlere imza atmış olsa da onun şiirlerini bir araya getirip sıkmış olsanız aşk aşk diye damlar ve onlardan sevgi çağlayanı, aşk denizi oluşur. Aşkı hem ilahi hem de mecazi olmak üzere iki anlamıyla düşünmekte yarar var. Meselâ onun Kâinatın Ulu İmparatoru şiiri bir bakıma, kulunun samimi duygu ve düşüncelerinin Cenabı Allah’a arzından başka bir şey değildir:

     

    “Cemâline sığındım haşmet i celâlinden

    Sana meftun gönlümü fani sevdadan koru

    Nar ı hicranla yandım memnu aşk melâlinden

    Son olsun kâinatın ulu imparatoru

    Varlığını tartıştı; Firavun, Mûsa ile

    Rüsva ettin elçine diklenen diktatörü

    Koca deniz ikiye bölündü asa ile

    Hükmettin kâinatın ulu imparatoru”

     

    Ya Evde Yoksan?..

    Ya Evde Yoksan, tek bir umut olarak baktığın kapının açılmama ihtimali karşısında duyulan ürperişin şiiridir. Bütün çarelerin tükenip çaresiz ve kimsesiz kaldığın bir anda varabileceğin ve kabul görebileceğini umduğun, sana biraz sevgiyle, merhametle baktığını bildiğin, düşündüğün bir kapının açılmaması ve yüzüne kapatılması ihtimalinin verdiği, acı gerçeği öğrenmek istememe hâlinin resmidir:

     

    “Aşkınla ne garip hâllere düştüm.

    Her şeyim tamam da bir sendin noksan,

    Yağmur yaş demeden yollara düştüm.

    İçim ürperiyor, ya evde yoksan…

    Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum,

    Ne olur bir yerden karşıma çıksan,

    Tepeden tırnağa sırsıklam oldum,

    İçim ürperiyor, ya evde yoksan.”

     

    Cemal Safi şiirleri yüreğinde azıcık sevgi, merhamet, güzel duygular taşıyan herkesin rahatlıkla okuyup sevebileceği metinlerdir. Onu burada birkaç dörtlük ve birkaç cümleyle anlatmak ne mümkün! Onu gerçekten anlamak için şiirlerini duya duya okuyacak, kavgadan gürültüden uzak bir anda da bestelerini güzel sesli musikişinaslardan dinleyeceksiniz. İşte o zaman, Cemal Safi’yi anlamış, idrak etmiş olursunuz.

     

    Burada hiç kimse durucu değil, hepimiz faniyiz, gidiciyiz. Önemli olan burada güzel eserler bırakarak ebedî âlemde geçer akçe olacak yatırımlara hız vermektir. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine güzel sabırlar dilerim. Bütün Türk sanat camiasının ve edebiyat dünyasının başı sağ olsun. 

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.