|   | 
  • Hakan Çitmen

    Asrın Çöküş Planı “HAİM NAHUM DOKTRİNİ”

    Eyy Ümmet-i Fakir Kardeşlerim!

                Başımıza gelen her musibet ve belanın biraz da geçmişe bakan bir tarafı olduğunu düşünmeye başladım. Neden böyle olduğu araştırırken bir de ne göreyim. Okuyunca önce komplo teorilerine kapılmak zihnimi bulandırmak istemedim ama iş biraz teori ötesi sanki.

                Theodor Herzl, Emanuel Karasso ve Haim Nahum; Siyonizm’in ve İsrail Devletinin Kurucusu, 3 Irkçı Emperyalist Yahudi. Osmanlı’nın ve İslamın en büyük düşmanı olarak bilinirler. Kendileri hayatta değil ama planları tıkır tıkır işliyor. Çünkü kendileri olmasa da fikirleri onların taşeronları tarafından hala canlı tutuluyor.

                Eksik ve yazamadığım şeyler var, olabilir de, yazının devamında siz kendiniz yorumlarsınız, daha fazlasını araştırabilirsiniz.

                Haim Nahum isimli bir Anadolu Yahudisi, Lozan Barışı öncesi, Osmanlı’yı savaşla yok etmek isteyen Siyonistlere akıl hocalığı yaptı. Önde gelen mason locası şeflerine şöyle diyordu: “Yanlış yapıyorsunuz: Anadolu’yu işgal ederek Türkiye’yi sindiremezsiniz. Bu millet, birkaç yıl sonra yeniden ayağa kalkar. Bir antlaşma ile onlara görünüşte fırsat tanıyıp hedefinize ulaşabileceğiniz bir plan uygulamalısınız.”

                Haim Nahum’un 1923’de yaptığı konuşmada savaştan yeni çıkmış, maddi ve manevi tüm imkanları tarumar edilmiş bir Türkiye’yi, Büyük İsrail’e katmaktan bahsetti. Dikkat edin. O tarihte Türkiye Cumhuriyeti, henüz kuruluş aşamasında, İsrail diye bir devlet ise ortada bile yok. İsrail, 1948’de kuruluyor.

                Haim Nahum, Osmanlı’nın şahsında İslam’ı ve Müslümanlığı yok etme planının öncüsü oldu. Bu yok edişi gerçekleştirmek için de büyük bir oyun planı hazırladı. Planlar daha 29 Ağustos 1897’de Basel şehrinde Thedore Herzl başkanlığında yapılan birinci Siyonist kongresine dayanıyor.

                Haim Nahum Doktrini” de denilen 7 maddelik plan asrın çöküş planıdır.”

                Haim Nahum Doktrini’nin 7 maddesi!!!

    Madde 1.Türk Milleti’ni aç bırakacaksınız. Millet olarakaçıklanan resmi rakamlarla açıklanan verilere bakarak açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına bakalım. Eylül ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 2 bin 447 lira 72 kuruş, yoksulluk sınırını ise 7 bin 973 lira. Halkın % 45’i asgari ücretli olarak çalışıyor. Bu rakamların altında gelire sahip olan halkın hangi standartta yaşadığını görebilirsiniz. Şimdi halk aç ve yoksul bırakılmış mı bırakılmamış mı?

                Şimdiki emeklilik sistemde olanlar aynı sene çalışma ile ancak maaş olarak Brüt ücretlerinin %40’ını alabiliyor. Yani Brüt ücreti 4.000 TL olan bir asgari ücretli,1.600 lira emekli maaşı alacak demek oluyor bu günkü şartlarda. Ülkemizin insanlarının alım gücünün her geçen gün azaltıldığını görüyorsunuz değil mi?

                İphone 12 pro'nun Türkiye'ye geliş fiyatı 1000 $ olmuş. Vatandaşa satışı ÖTV ve KDV ile birlikte 3000 $. Yani yaklaşık 1 yıllık asgari ücret. Bir insan bir yılını bir telefon almaya verebilir mi? Bir Avrupa vatandaşı bir yıllık maaşı ile bir otomobil alabiliyor. İnsanlarımız söylendiğinin, basında anlatıldığının aksine, bilinçli fakirleştirilmiyor mu?

                Enflasyon canavarı, en çok fakirin ekmeğinden yer!

    Madde 2.Türk Milleti’ni işsiz bırakacaksınız. Açıklanan ve açıklanamayan işsizlik rakamlarına bakarak cevap verelim. Resmi rakam %13.4 gerçekte olan rakam bunun 2 katı %25-30 aralığın da. Çalışmayan, çalışamayan, işsiz ama işsizlik ödeneği alarak günde 39 TL verilen milyonlar var. Hepsini hesaplayınca yaklaşık 15 Milyonu bulan işsiz insanımız var.

                Bu ülke tüm imkanları ile 40 milyon çalışan sayısına ulaşmadan fakirliği önlemek zordur. Sosyal yardımlarla, geçici desteklemelerle olacak iş değildir bu.

    Madde 3.Türk Milleti’ni borca esir edeceksiniz. Bir insan işsizse, zaten parası ve geliri de sınırlıdır. Rutin harcamalarını temel ihtiyaçlarını bile borç ve kredi ile karşılamak zorunda kalır. Kredi kartına mahkum olan milyonlar yok mu? Rakamlarla kafa karıştırmayalım ama hane halkı borcu küçümsenecek boyutta değil. Her fert  teker teker borca mahkum edildi.

                Sadece vatandaş değil borca mahkum olan. Dünya Bankası raporuna göre Türkiye dış borçta 120 ülke arasında 440,9 mlyr$'lık dış borçla en çok dış borcu olan 6. Ülke oldu. Bu rakam GSYH’nın yarısı. Ve dahası içerden alınan borçlarda var.

                İlk 9 ayda bütçe 140,6 milyar açık vermiş. Vergi gelirleri %19,3 artmış. Faiz dışı açık 32,7 milyar olmuş.

                İşte yıllar itibariyle SGK'nın bütçe açıkları: 2015: 11,4 mlyr TL, 2016: 20,6 mlyr TL, 2017: 24,1 mlyr TL, 2018: 15,7 mlyr TL, 2019: 39,9 mlyr TL, 2020 yılının ilk 7 ayında SGK'nın bütçe açığı tarihi rekor kırarak 50 milyar TL'ye yükseldi! Tarihinin en büyük açığıdır. Bu açık neyle nasıl kapanacak?

                Dahası da var; Türkiye Varlık Fonu ile, dolar cinsi tahvil borçlanması için bazı yabancı kuruluşlara talimat verildi. Anlayacağınız, borç bitmeyecek, bitirilmeyecek, hazırlanan torba yasalarla katlanarak artacak.

     

     

     

                Madde 4.Türk Milleti’ni dininden (gerçek İslam’dan) uzaklaştıracaksınız.

                Yalan yanlış bilgi ve hurafeleri İslam bu diye anlattılar. İnsanların Allah ile aralarına girdiler. “Elhamdülillah Müslümanım” diyen birçok insanımız, din tacirlerinin oyuncağı olup dinlerinden uzaklaştırılmadılar mı? Saf ve temiz Anadolu Müslümanlığını kirletilmedi mi? Taciz, tecavüz her türlü ahlaksızlık haberlerde boy gösteriyor. Ahlaki değerler, altüst edilmedi mi? Üstüne üstlük bunu güzel gösterdiler. Bu mu İslam bu mu gerçek Müslüman?

                Kimsenin kendini güvende hissetmediği, mağdur olduğunda hakkını arayacağı kendini savunacağı bir kurum ve merci kalmadı. Tecavüzcünün, tecavüzü ile hüküm sürdüğü bir toplum var edildi. İnsanlar, iman ve ahlak tahribatına maruz bırakıldı.

                “Devletin dini adalettir. Adaletin öldüğü gün devlette bitti.”

    Madde 5.Türk Milleti’ni böleceksiniz.  İnsanlar arasına nifak tohumları ekilmiş. Kimse kimseyi sevmez, herkes herkesten şüphe ve nefretle bakar olmuş. Kendi gibi düşünmeyen herkes “hain” damgası yemeye daima hazır.

    Madde 6.Türk Milleti’ni birbiriyle çarpıştıracaksınız. Ülke her konuda, fikren ikiye bölündü. Kolay kolay da ortak meselelerde milli duygularda bile bir araya gelemiyor. Şüphe hali her yere hakim. Irk, tarikat, mezhep, siyasi görüş ayrılıkları oluşturuldu, eski yaralar kaşınıp tahrik ediliyor ki, insanların kin ve nefret duyguları depreşsin. Huzur ortamı daima yerini gergin bir atmosfere bırakılıyor. Sorunsuz geçen 1 ayımız yok. Ülke gündemi daima entrika ve sinsi politikalarla meşgul ediliyor.

                Toplumun aydın sınıfı dışlanıyor, iyiler kötü, kötüler iyi gibi gösteriliyor. Böylelikle kitleler kendilerine tabi oluyor. Şuursuz sadece tabii olan bir halk guruhu oluyor.

    Madde 7.Türk Milleti’ni yumuşak lokma haline getirip yutacaksınız.

                Dünya’da neredeyse hiç dostumuz kalmadı. Müslüman bildiğimiz, İslam ülkelerinin bile nefretini üzerimize çekmiş durumdayız. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuzey Afrika’daki ülkeler Türk mallarına karşı boykot eylemlerine başladılar. Sınırlarımızın etrafında 7 farklı bölge de sıcak çatışma ortamı var. Ordumuz tamamen meşgul ediliyor. Merkez gücü, zayıflatacak kadar bölünmeye maruz bırakılıyor.

                Türkiye’nin daha fazla bölünmeye tahammülü yok.  Zayıflayan, güçsüzleşen ülkeler ve milletler bir gün esir olarak uyanır. Tarih sahnesinden silinir.

                SON SÖZ: “Bizler hariç herkes görevini yapıyor. Gerçekleri konuşanlardan korkmayın. Asıl korkmanız gereken gerçekleri konuşmayanlardır.” 

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.