|   | 
  • Cevahir Kadri

    Bu Gün Günlerden Şehid

    Bu gün günlerden şehit, oysa ki ben başka bir güne uyanacaktım; olmadı. Umudun, azmin, iradenin, sevginin tiktaklarıyla güne uyanmak istemiştim. Ama gecenin karanlığı çoktan çökmüş, yürekler kararmıştı daha akşamdan. Kararan yüreklere hüznün ve acının şimşekleri çoktan çakmış, yüreklere acının yıldırımları çoktan düşmüştü.

     

    Dün akşam kimi yerlerde nice nice nimetlerle henüz iftar açılırken gelen bir acı haberle bazı ocaklarda ne yazık ki yüreklerimizi yakan acılarla iftar edildiğini öğrenmiş olduk. “Küçük bir ordu” mesabesinde 13 askerimizin şehit olduğuyla ilgili haber ajanslardan şöyle duyuruluyordu: “Şırnak’ta meydana gelen helikopter kazasında 13 askerin şehit oldu. Şırnak’ın Uludere ilçesi Şenoba beldesinden kalkan ve yüksek gerilim hattına takılarak düşen helikopterin içerisinde 23. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ile 2 albay, bir yarbay, bir binbaşı, 3 yüzbaşı, bir üsteğmen 2 başçavuş ve 2 uzman çavuşun bulunduğu öğrenildi. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada “Söz konusu elim kaza neticesinde; helikopterde bulunan kahraman silah arkadaşlarımızın şehit olduğu bilgisi alınmıştır. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu elim olayda şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, değerli ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Yüce Türk milletine başsağlığı ve sabır diliyoruz” denildi.”

     

    Acıların zirve yaptığı bir dönemden geçiyorduk zaten. Yaşanan bu kadar acının üstüne canımız ciğerimiz askerlerimizden 13 canın bir anda şehadet mertebesine ulaştığı haberini alınca bu dünyada kalanların yüreklerine, yüreklerimiz kor düşüyor, kor. İftar veya sahurda tek menüden oluşan bir sofra kuruluyor: acı. Ne niyetine yersen içersen, o duyuş tarzımıza bağlı artık. Ama ortak olan acının boğazımızda düğümlendiğidir. Duyabilen için artık “her yer Kerbela”dır. Kerbela dedim de Yunus Emre’nin “Şehitlerin Serçeşmesi” isimli ilahisinden “Kerbela’nın yazıları/ Şehit olmuş gazileri/ Fatma Ana kuzuları/ Hasan ile Hüseyin’dir.” dizeleri aklıma düştü. Daha, Çanakkale Şehitleri için bir destan mahiyetindeki o muhteşem şiir üstat Mehmet Akif Ersoy’dan “Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber/ Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber!”, aynı şekilde “Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.../ O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar/ Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor/Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!” Bir “hilâl” uğruna ne güneşler battı şimdiye kadar, ne güneşler!.. Gidenler, Cennet-i âlânın bahçelerinde geziniyorlar, inşallah komşuları Fahr-i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır (sallallahu aleyhi vesellem), inşallah Ona komşu olmuşlardır; Rabbim şehitlerimizi Efendimize (s.a.v.) komşu eylesin. Âmin.

     

    Şehitlik yüce bir makam, bu doğru. Ancak, şehadet mertebesinin yüceliği bizim tedbirli hareket etmemize bir mâni değil. Yahut şehit olmak arzusu her Müslümanın yüreğinde vardır belki ama her nerede olursak olalım, tedbirli hareket etmek durumundayız. Yetkililerin açıklamalarında bu helikopter kazasının sebebi olarak helikopterin yüksek gerilim hattına çarpması olarak ifade edilmiş. İnşallah, başkaca bir sebep yoktur diyeceğim ama acılarla dolu yüreğimin hemen yanı başında duran aklıma şu soru da takılmıyor değil: “Yüksek gerilim hatlarının nereden geçtiği bilinemeyecek bir yer mi orası? Yani nerede yüksek gerilim hattı var, bu belli değil mi? Elim kaza, yabancı bir ülkenin toprağında vuku bulsa bir nebze anlarım. Ama orası bizim toprağımız, o beldeler bizim sınırlarımız içerisinde. O topraklar bizim. Nerede yüksek gerilim hattı var, bu belli değil mi?” Eğer bu elim olay, gerçekten bir kaza değil de birilerinin yanlış yönlendirmesi neticesinde olmuş ise buna kim ya da kimler bilerek ve isteyerek sebep olduysa Allah onları kahru perişan eylesin. Ordumuza, askerlerimize tuzak kuranların dünyada ve ahirette yüzleri gülmesin. İki cihan bedbahtı olsunlar.

     

    Gökyüzüne baktığımızda akşamın ilerleyen saatlerinde. Yıldızların kaydığını görürdük sıcak yaz geceleri başımızı taşlara yaslayarak. Hem yıldızları sayardık hem de kayan yıldızlar bir eğlence olurdu bizim için o çocuk dünyamızda. Yıldızlardan şekiller oluştururduk; kimisine yedi kardeşler derdik, kimisinde halkımızın öteden beri anlatılagelen bir samanyolunu yaşlı bir kadının giderken samanlarını döktüğü için o yola samanyolu dendiğini bilir, öyle yorumlardık yıldız kümelerini. Aynen öyle de dün akşam yukarıda belirtiğim haberle nice yıldızlar gökyüzünden değil yaralı yüreklerimizden kaydı. Bu kez anlatılan ne geçmiş zamanların masal- efsane karışımı anlatımları değil, modern zamanların gerçeklerinden bir gerçek olarak kalbimizi yaralaya yaralaya kayıp gitti yıldızlarımız, birbirinden değerleri vatan evlatları…

     

    Yıldız olarak kayıp gittiler ama hayatları ve kendileri asla kayıp değil. Milletimizin gönlünde, zihin dünyasında zirveleri tutan bir abide olarak bu fani âlemden ebedî âleme hep birlikte yolculuk yaptılar. Işıkları hiç sönmeyecek ebedî bir yıldız oldular. Kutlu bir seferdeydiler, hayatlarını kutlu bir seferde, bu aziz vatanı korumak yolunda ebedîleştirdiler. Aziz vatanımızın savunulmasında canlarını hiçe sayarak vazife yaparken ebedî âleme en büyük mertebelerden olan şehitlik mertebesine ulaşan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize güzel sabırlar diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun.

     

    Bu gün günlerden şehit! Günün her bir anı, İslam’ın ilk şehitlerinden bugüne kadar canlarını dini ve vatanı için hiçe sayarak şehit olan bütün şühedayı hatırlayıp ruhlarına birer Fatiha gönderme vaktidir. Bu onlara vefalı olmanın bir gereğidir aynı zamanda. Vefa bizim gül bahçelerimizin solmaz ve pörsümez çiçeklerindendir. Evet, bu gün günlerden şehit, günümüz ve gözümüz kan kırmızı. Bir millet olarak yüreklerimiz aziz vatanımızın birer tapusu mahiyetindeki şehitlerimizle bir çarpıyor. Ey bu fani dünyaya veda eden kutlu erler, sizin önünüzde saygı ile eğiliyor sizleri Kâinatın Sahibi’ne, Allah’a emanet ediyorum. Ebedî istirahatgâhınız Cennet olsun, olmuştur inşallah. Sahibiniz Allah ise sahip olamayacağınız hiçbir güzellik ve değer yoktur.

     

    Biz haklarımızı çoktan helâl ettik. Ne olur, sizler de hakkınızı helâl ediniz aziz şehitlerimiz, helâl ediniz.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.