|   | 
  • Hakan Çitmen

    Bu topraklarda en güzel “VERGİ” yetişir!

    Yaşadığımız şu günler üniversite de ders olarak okutulsa yeridir. Tarihi günlere tanıklık ediyoruz desek yalan söylemiş olmayız doğrusu.

                Bu hafta sadece bir bayram sabahına uyanmadık. Yeni 2 vergiye de uyandık. Yayımlanan 2 Cumhurbaşkanı Kararı ile;

    —Kambiyo satış işlemlerinde(döviz-altın)alınan vergi Binde 2’den %1’e yükseltildi. (Yani alımlarda vergi 5 katına çıkarıldı.) Şöyle açıklayalım daha anlaşılır olsun diye. 100 dolar kendiniz için alırken 1 dolarını, hatta her 100 gram altının da 1 gramını devlete alacağız. Artık döviz almak lüks oldu, zorlaştı.

    —Finansman bonolarındaki vergi oranı %10’dan %15’e çıkarıldı. Bonolarında getirisi azaldı. Böylelikle daha üst gelir(çoğunlukla) grubuna hitap eden bu yatırım aracıda vergiye tabi tutularak varlıklı vatandaştan “servet vergisi” elde edilmiş oldu.

                Alınan bu kambiyo oranı, 2008 yılı Nisan ayında “0”dı. Evet sıfırdı. 2019 Mayıs ayında % 0.1 olarak vergilendirme başladı. Aynı 2019 yılı, Aralık ayında % 100 artırılarak % 0.2 oldu. Aradan geçen 5 ayın sonunda yine bir Mayıs ayında 5 katına çıkarılarak %1 yapıldı. Geçen yılın aynı dönemine göre 10 katına çıkarılmış bir vergi oranı oldu. Şaka gibi 1 yılda 10 kat arttı.

                Bunun adı “Tobin Vergisi” Bir nev’i “Sermaye kontrolü”

                Nedir bu vergi? Amacı ne? diye soracak olursanız. Eğer ülkenizin para biriminin değeri her geçen gün düşüyorsa, merkez bankasının yaptığı müdahaleler değer düşüşünü engellemeye yetmiyorsa, uluslararası döviz piyasasındaki spekülatif amaçlı sermaye hareketleriyle dalgalanmalar yaşıyorsa, önlenmesi amacıyla kambiyo(döviz alım-satımı) işlemlerinden alınan vergidir.

                Para hareketinin hızını kesmek için yapılır. Düzenleyici rol oynar. Olabilecek mali riskleri en aza indirip krizlerin önüne engel olsun diye uygulanır.

                Tobin vergisi uygulandığında, piyasalarda işlem vergileri oran veya tutar olarak arttığı zaman spekülasyon amaçlı kısa vadeli işlemlerin azaldığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak hareket azalınca kısa vadeli hareketler yerini uzun vadeli yatırımlara bırakıyor.

                Ekonomi yönetimi yani mevcut otorite, böylece sermaye hareketlerini dizginleyip, kontrol altına alır. Bu aynı zamanda bir nevi sermaye kontrolüdür. Ve geçicidir. Brezilya’da örneğini gördüğümüz bu vergi uygulaması geçen yıl kaldırılmıştır. 2013 yılında da, İtalya’da  hisse senetleri üzerinde uygulanmış, sonra kaldırılmıştır.

               

     

                Bu vergilendirme ne işe yarayacak?

                Amaç; öncelikle sermayenin kontrol edilmesidir. Toplanan verginin Merkez Bankasının kasasına aktarılarak, gelir kaynağı sağlamak, rezervlerini artırmak.

                Yılbaşından bu yana dövizdeki artış, son düşüşten önce %22’leri buldu. Bu belki vatandaşı o kadar fazla etkilemeyecek. Ama, vatandaşa da döviz alarak, piyasada spekülatif hareketleri desteklemelerinin kısmen önüne kesecek.

                Bir başka açıdan bakılırsa da, Merkez bankasının eksiye düşen döviz rezervi için olumsuz bir intiba bırakabilir. Bugüne kadar hiçbir durumda, yani normal şartları kastederek söylüyorum. Resmi gazeteler, resmi tatil ve bayramlarda yayınlanmadı. Bu sebeple önümüzdeki günler normalin dışında gelişmelere gebe olabilir.

                Bu vergilendirme teorik olarak, makul ve kısa vadede çözüm gibi görülüyor olabilir. Fakat, bu hamle ile de, sorunlar düzeltilemez.  KOBİLER ve diğer firmaların, ticari işlemlerine  ilave mali yük getirecektir. Bu da iç piyasada ürün ve hizmetlere zam olarak tüketiciye yansıyacaktır. Zaten yakın geçmişte binlerce ithal ürüne “gümrük vergisi” getirilmişti. Şimdi de bu üstüne bayram şekeri oldu.

                Müdahale üstüne müdahaleler, piyasalarda güven ve istikrar ortamının bozulmasına yol açmaz umarım. Bu gidişatın ekonominin daha kırılgan hale gelmesine ve kayıt dışılığın artmasına sebep olacağını düşünüyorum.

                Bu durum bize, döviz kaynağına inanılmaz derecede ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Döviz tasarrufu yok, hep açık veren bir dış ticaretimiz var. İthalatımız, ihracatımızdan daha fazla oldu hep.

                Üyesi olduğumuz IMF ’ten hakkımız olan salgın sebebiyle koşulsuz şartsız verilecek olan 9 Milyar Dolarlık düşük faizli krediyi kabul etmedik. Tamamen siyasi gerekçelerle. Swap anlaşmaları ile kaynak yaratmanın peşine düştük. Destek verecek ülke bulamadık. Türk lirası ile dolar alımının önüne geçmek için, Londra’da faizleri artırdık.

                İçerdeki dövize olan talebi kısmak içinde, önce gümrük vergilerini artırıp, yerli üretime teşvik etmeye çalıştık. Ama unutmayalım ki, biz üretimde kullanacağımız ara malını ithal etmeden, dışarıdan getirmeden ihracat yapamıyoruz. Dövizle mal almadan,dövizle malımızı satamıyoruz. Bu sebeple, aldığımız sattığımızdan fazla olduğu için, İthalat cenneti haline gelen ülkemiz, dövize hiç olmadığı kadar muhtaç.

                Deniz bitti, kara göründü. İş sineğin yağını çıkarmaya kaldı. Şimdilik %1’lik vergi payımıza düşen bayram şekeri!!!

                Bu şeker ağzımızın tadını bozacağa benziyor. Sonbaharda önü alınamaz gelişmeler bizi bekliyor olacak.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.