|   | 
  • Cevahir Kadri

    Eğitim Performansımız ve Tercihler

    Eğitim ve öğretim, insanoğlu için vazgeçilmez, birbirini tamamlayan iki kavram. İnsan da o iki kavramla âdeta bütünleşmiş bir şekilde geleceğe yürümektedir.

     

    İnsan hiç eğitim öğretim sürecine dahil olmadan geleceğe yürüyebilir mi? Bu sorunun elbette birçok cevabı var. Bir kere, eğitim şart ama nereye kadar? Bunun sınırı var mıdır ve nedir?

     

    Her şeyin sahibi, yaratıcısı, insanların ve bütün âlemlerin Rabbi Allah (cellecelalühü) son din olan İslam dinini insanlara gönderirken ilk mesaj olarak “Oku!” buyurmuştur.

     

    İnsanlığa rehber olarak gönderilen İki Cihan Güneşi (sallallahu aleyhi vesellem) “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz!” buyurmuşlardır.

     

    Eğitim öğretim alanında önemli isimlerden John Dewey ise şöyle der: “Eğitim yaşam için hazırlık değildir; eğitim hayatın ta kendisidir.

     

    Amerika’daki Müslümanlar ve bilhassa zenci Müslümanlar için sözleri, tavır ve davranışları önemli olan Malcolm X ise meseleye daha farklı bir açıdan bakarak “Eğitim geleceğe yönelik bir pasaporttur; yarın, bugünü hazırlayanlara aittir.” diyerek geleceğimizi şekillendiren bugünkü eğitim anlayışımız olduğunu ortaya koyar.

     

    Bu düşünceleri birlikte harmanladığımızda ortaya çıkan sonuç şudur: Eğitim, insan için olmazsa olmazlardandır ve insan, öğrenme, eğitim öğretim görme istidadıyla yaratılmıştır. İnsan hayat boyu öğrenmeye devam etmektedir. İnsan, ister örgün olsun isterse yaygın olsun bir eğitim sürecinden mutlaka geçmelidir.

     

    Her insan elbette örgün eğitim dediğimiz kurumların tamamını bitirmek zorunda değil. Bu, insanın fıtratına aykırı bir durum zaten.

     

    Bir ülkenin, toplumun geleceği için eğitim öğretim süreçleri ve bu süreçlerde nelerin öğretildiği çok önemlidir.

     

    Eğitim öğretim bir kadro işidir, bu kadronun özlük hakları iyileştirilmelidir ve eğitim öğretimciler geçim derdine düşmeden, dertleri hep eğitim öğretim olmalıdır.

     

    Eğitim öğretim kurumlarına siyaset ve siyasî düşünceler asla girmemelidir. Bu, eğitimde olduğu gibi hukukta, askeriyede, camide de geçerli bir husustur.

    ***

     

    Geçen hafta Yükseköğretim Kurumları Sınav (YKS) sonuçları açıklandı. Başarılı öğrenciler sevindi, yeterince çalışamayan veya çalıştığı hâlde istediği sonucu elde edemeyen öğrenciler de doğal olarak üzüldüler.

     

    Buraya kadar her şey normal.

     

    Peki normal olmayan nedir? Hemen söyleyelim.

     

    2019 YKS’dekiTYT’ye (Temel Yeterlilik Testi) başvuran öğrenci sayısı 2 milyon beş yüz on beş bin on iki (2.515.012), AYT’ye (Alan Yeterlilik Testi) ise 2 milyon yirmi dört bin beş yüz kırk dokuz.

     

    Şimdi asıl can alıcı noktaya geliyorum.  Testlerin yapılma oranları nedir? ÖSYM tarafından paylaşılan 2019 YKS Sayısal Bilgiler notuna göre testler ve yapılma oranları şöyledir:

     

    Önce TYT yani ilk sınava ilişkin bilgileri verelim. TYT’de 40 Türkçe, 40 Matematik, 20 Fen ve 20 Sosyal Bilimler testi yer almaktadır. Buna göre testlerin doğru cevaplanma ortalaması da şöyle gerçekleşmiş:

    Türkçe 14, 673, Matematik 5,672, sosyal 6, 687 ve Fen 2,243.

     

    Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Önce Türkçe testleri üzerinde duralım. Diğer testlerin yorumlamasına geçmiyorum bile. Öğrencilerin okuduğunu anlama, anladığını analiz ve sentez etme, Türkçeyi kullanma beceri bakımından oldukça zayıf olduğu görülüyor. Bu ortalama en azından 20 olarak gerçekleşmeliydi. Soruların zorluk dereceleriyle yapılma oranları arasında elbette doğrudan bir ilişki var. Ama sorular ne kadar zor ya da kolay olursa olsun nesnel gerçeklik dediğimiz öğrencilerin ilgilerini çeken, derslerden başka hususlar da söz konusu. Bunlar, oyunlar, bilgisayar, cep telefonu, internet vs.

     

    Günümüzde öğrenciler aslında çok yazı okuyor, ama okunan yazılar nitelikten uzak olduğu için Türkçe soruların yapılma oranlarında böyle düşüklük söz konusu oluyor. Böyle olunca okuyan, nitelikli eserler ve yazıları okuma konusunda ısrarcı olan öğrenciler başarılarını artırıyorlar.

     

    Nitelikli yazları ve eserleri okumak demek, kelime dağarcığını zengin kılmak demek. Kelime dağarcığı zengin olan öğrenci diğer alanlardaki konuları ve soruları iyi anlar ve o nispette de soruları doğru ve çabuk çözer.

     

    ***

    Puanlar belli oldu. Şimdi tercih zamanı. Öğrenciler istedikleri bölümleri aldıkları puanları dikkate alarak tercih edecekler. Bölümün geçen yıldaki taban puanı ve sıralaması önemli olsa da asıl önemli olan o alanda okumak isteyip istemediği. Uzmanlar, “sevilen bir mesleği/bölümü seçme” konusunda bilhassa uyarıyorlar.

     

    Eğitim yazılarıyla tanıdığımız Selçuk Şirin tercihler konusunda cevaplanması gereken önemli sorular sorarak şöyle diyor:“Sadece taban puan ya da sıralama ile tercihlerinizi belirliyorsanız geçmişte takılı kalmış bir pusulayla yönünüzü arıyorsunuz demektir. Bu sıralamaları bir kenara bırakın ve aynaya bakın. Tutkunuz nedir? Hayattan en büyük beklentiniz nedir? Ya hayalleriniz?

     

    Sözün özü istediğin alanı seç, geniş düşün, geleceği oku. Uzmanlar “Şu anda var olan meslekler gelecekte olmayabilir. Yeni mesleklere yol bulmak için farklı disiplinler tercih edilmelidir. İşletme okuyacağınıza ekonomi okumak gibi.” diye uyarıyorlar.

     

    Tercih yapacak genç arkadaşlara hayırlı tercihler ve severek okuyacakları bölümleri hayırlısıyla kazanmalarını dilerim.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.