|   | 
  • Hakan Çitmen

    Fakirleşiyoruz! Mutfak Yangın Yeri…

    Fakirleşiyoruz! Mutfak Yangın Yeri…

                Dolar, dört nala koşuyor. Gözümüzü ekranlardan alamıyoruz. Her an bambaşka şeylerin olacağı endişesini taşıyoruz.

                Neden mi? Ben ne zaman çarşı- pazarı, marketi dolaşsam fiyatlardaki değişimi görebiliyorum. Doların her bir kuruşluk değişimi beni ürkütüyor. Her ürüne alacağım mal ve hizmetlere, bir zam furyası geliyor.

                Binlerce ürüne en az %30 zam geldi. Binlerce ürüne, gümrük geçişi bahanesi ile %50 ek vergi geldi Ama enflasyon % 12. Dolar, 15 gün içinde % 7 büyüdü, enflasyonun aylık bazda yerinde sayması, yok denecek kadar az artması hatta bazı aylar düşüyor olması çok ilginç. TÜİK, enflasyon verilerine halkın inanması mümkün değil. Çünkü halkın cebinden çıkan parasının hesabını halk daha iyi biliyor. Parasının nasıl gittiğini, uçup gittiğini herkes yaşıyor.

                Paramız pul oldu!

                Yıl 2003. Asgari ücret 318 YTL idi. Bu ücret ile bir vatandaş “14 çeyrek altın” alabiliyordu. Hesabı yanlış yapmadık. 14 “ÇEYREK” alıyorduk. Hatta 3 tane Cumhuriyet altını alıyorduk. Şu anda bir asgari ücretle “3 Çeyrek altın” alamıyoruz. Şimdi 1 tane Cumhuriyet altını alamıyoruz...

                Paranın para olduğu zamanlar o zamanlarmış meğerse. Enflasyon karşısında paranın maaşların nasıl eridiğini, değersizleştiğini bilelim. Bilelim de bilinçlenelim.

                Vatandaş, döviz bozdurmak yerine sürekli alıyor. Vatandaş enflasyon korkusu ile döviz alıp bankalara yatırıyor. Kendi ülkemizin parası Türk Lirasına bile güvenemiyor. Ekonomiye olan güven azalmasının önüne geçilmesi lazım. Çünkü para elden çıktıktan sonra ele geçecek olan paranın karşılığında alınan mal ve hizmet daha az oluyor. Bu sebeple harcamalarını kıstı. Para harcamıyor. Ekonomide çarklar zor dönüyor. Nakit para sıkıntısı da, piyasada azalmadı. Bankalarda, kredi musluklarını açtı. Emlak ve konut satışlarını artırmak için, taşın altına elini koydu. Vatandaş, aldığı ihtiyaç kredisini ya eski kredi borçlarını kapatmak için kullandı ya da risk alıp kredi ile altın ve dövize parayı yatırdı. Çünkü, döviz ve altındaki yükseliş, bankaya ödenecek faiz miktarından çok daha fazla. Vatandaş, korkuyor, korktuğu için daha fazla Türk Lirasından kaçıyor.

     

                İşsizlik bir tufan olup dönecek!

                İşsizler Ordusu her geçen gün büyüyor. Kartopu misali. Pandemi sürecinde, Kısa çalışma ödeneği ile insanlara düşük ücretler verildi. Günlük 39 TL’ye vatandaşın bir günü satın alındı. İşten çıkarmak yasaklandı ama işsizler her geçen gün artıyor. Kimsenin gelecek günleri için bir güvencesi kalmadı. Elindeki avucundaki eriyor, tükeniyor.

                Merak ediyorum! Sizin çocuğunuz kolayca, çabucak iş bulabiliyor mu? Siz iş bulabiliyor musunuz? Kaç gün daha işsiz kalmaya dayanabilirsiniz? İşiniz varsa, kafanız rahat mı? Evinize gittiğinizde başınıza yastığa huzur içinde koyabiliyor musunuz?

                Bugünler çok iyi günlerimiz kıymetini bilin efendim! Daha zor günler bizi bekliyor olabilir. Enflasyon rakamları öyle kolay kolay inecek gibi durmuyor. İşsizlik, resmi rakamlarla düşük gibi görünse de, çok korkutucu boyutlarda. Geniş tanımlı işsizlikte işsizlik Açıklanan rakamların neredeyse 2 katı. Arık sanayi, imalat ve birçok iş kolu iş ve istihdam sağlayamıyor. Bugünlerde ki en büyük başarınız işinizi kaybetmemek olur.

     

                Bir de bambaşka bir durum daha var; Oda elimize geçmemiş olan geleceğimiz olan emekli paramız. Primlerimizi yatırıyoruz. Devlet bizim adımıza biriktiriyor. 65 yaşında emekli olmanın hayalini kuruyoruz. 65 yaşından sonra, Allah ömür verirse 10 yıl-15 yıl daha yaşarız diye umuyoruz. Ve alacağımız Emekli maaşı 1500 TL. Asgari ücretin altında bir emekli maaşı bizi bekliyor olacak.

                Yıllarca verilen emeklerin karşılığı nedir? Para için, Sabah 07:00’den akşam 07:00 ye kadar her gün hayatının 12 saatini işverene satıyoruz. Gelecekte kimseye muhtaç kalmamak için.

                Çarşıda pazarda her şey ateş pahası olmuşken, evimizde huzurda kalmadı. Ay sonunu getirmek daha da zorlaştı. Fakirliğimizi iliklerimize kadar hissediyoruz. Borç gırtlakta. Borcu borçla kapatıyoruz. Borç deliği o kadar büyük ki, bu sarmal devam ettikçe saplanıyoruz. Başka çıkış yolları arıyoruz.

                Döviz, değer kazandıkça sevinmiyoruz. Sevinemeyiz de. Bu şu anlama da gelir; yerli şirketler yabancı sermaye için kolay bir ava dönüşüyor. Şirketlerin döviz borcu çoğaldı. Adı yerli olan ama sermayesi yabancılara geçen yüzlerce şirket var. Hem de büyük ölçekli şirketler, bu şirketler kriz zamanlarında çalışanın göz yaşına bakar mı? İşsizlik, bugünkünden bile daha korkunç boyutlara taşınır.

     

                Bugünlerimizin kıymetini bilelim. Bir daha yaşan(a)mayacak bugünlerin. Bu kış ağır geçecek. Enflasyon, gözünü yukarılara dikti.

     

     

     

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.