|   | 
  • Cevahir Kadri

    Gönül Telimizi TitretenYaz

    Bütün zamanları ve mekânların insan ile alakası mevcuttur. Ya da tersinden söyleyeyim; zamanla ve mekânla sınırlandırılmış insanın bütün zamanlarla ve mekânlarla ilişkisi söz konusudur.

     

    Zaman insan için önemlidir, yaptıklarını, yapacaklarını ve yapmakta olduklarını onda gerçekleştirir. İnsanın melekelerinden biri de duygudur, duyguları vardır insanın. Çevresinde olan bitenden etkilendiği gibi çevresinde olan bitene etki de eder.

     

    Zaman onu kendisinden azade, başıboş bırakmış değildir, etkisi söz konusudur insana zamanın yani.Sabahın seherinde kalktığınızda zamanın, çevrenin size etkisi ile güneşin tam tepemizde olduğu öğle saatlerinde zamanın ve çevrenin size/bize etkisi aynı olmayacaktır.

     

    Etkilendikleri bakımından da insan çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Bütün kombinasyonların, bileşenlerin insana etkisi aynı değildir, insanın da onlara.

     

    Yaz, zaman dilimlerinden bir bölümüdür ömrümüzü dilimleyen yılların. Çocukluğumuzdan beridir duyarız: Bir yıl dört mevsim; ilkbahar, yaz, sonbahar kış! Bulunduğumuz coğrafyadan nasibimize düşen bir hâldir bu. Yani Yüce Yaratıcının bize bir ikramı!.. Çünkü her coğrafyada yıl dört mevsim olmayabilir; kimi yerlerde kış, kimi yerlerde yaz olmayabilir…

     

    Yaz denince aklımıza sıcakların, meyvelerin, sebzelerin geldiği muhakkak. Kışın ısınmaya çalıştığımızın aksine yazın serinlemeye çalışırız. Atmosferdeki bu birbirine zıt hâlin bize etkisi de elbette çok farklı.

     

    Yaz gelince aklımıza hemen bir tatil düşüncesi geliverir nedense. Yılın üç mevsiminden yorulan ruhumuzu dinlendirmenin yollarını aramaya çalışırız. Şartlar bazen buna elverir bazen elvermez. Elvermemesinin sebepleri arasında yıllık izin, ekonomik şartlar, hava durumu (yağışlı ya da çok sıcak olma durumu vb.) vardır.

     

    Tatil yapma düşüncesi de ister istemez ekonomik şartlara göre değişik bir hâl alıyor. Ama iş bundan sonra başlıyor. Zihinlerde o soru: Tatili nerede geçirelim? Kimi havaların sıcaklığından hareketle tatili yaylalarda yapmanın daha doğru bir tercih olacağını düşünür kimi deniz kenarında bu zamanı değerlendirmeyi tercih eder. Kimi de köyünde, yurdunda, bağında, bahçesinde vakti değerlendirmenin en isabetli tercih olacağı görüşündedir.

     

    Elbette herkesin tercihi kendine. Ama imkân ölçüsünde yaylalarda gezmenin, yayla havasını solumanın insana çok farklı haz yaşatacağını düşünenlerdenim.

     

    Karadeniz bölgesine gitme, oraları gezme imkânı oldu ama gitmek bir türlü nasip olmadı. Belki bir gün nasip olur, öyle diyelim.

     

    Farklı yerleri gezmek, görmek insanın hem beden hem de ruh sağlığı açısından çok önemlidir. İki Cihan Güneşi (sallalahu aleyhi vesellem), "Seyahat ediniz sıhhat bulunuz" buyurmuşlar. İnsan yeni yerler gördükçe ruhu ferahlayacak, iç sıkıntılarından kurtulacaktır. Hem yeni yerleri gördükçe tefekkür boyutu de gelişecek insanın. Bakışı, anlayışı, değerlendirişi değişecek, geniş ufuklu hâle gelecektir.

     

    Yaz mevsimi konusunda şairlerimiz neler söylemiş diye bir soruyu zihinlerimize yolladığımızda bizegelen cevap buraya alınmayacak miktarda çok olduğu gerçeğini söylememiz gerekecektir. Yani yaz mevsimi şairlerimize iyi ilham vermiş, söyledikçe söylemiş sözlerin en güzelini şairlerimiz!.. İşte Yahya Kemal Beyatlı Üstadımız “Geçmiş Yaz” adlı şiirinde yazın bir rüya gibi geçtiğini, yaşadıklarıyla büyük bir haz duyduğunu, bahçelerin sevgilinin en tatlı sesiyle hâlâ dolu olduğunu, bunların özlenecek güzel hatıralarla dolu olduğunu belirtir. Daha sonraki kısım Türk musikimizin önemli bestekârlarından Osman Nihat Akın tarafından bestelenmiş ve birçok Türk sanat müziği yorumcusu sanatçımız tarafından da şarkı olarak okunmuştur ve hâlen okunmaya devam etmektedir. Şiirin bu bölümü şöyledir:

     

    “Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:

    Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;

    Mehtâb… iri güller… ve senin en güzel aksin…

    Velhasıl o rü’yâ duruyor yerli yerinde!”

     

    Gülten Akın daYaz şiirinde doğadaki hareketliliği, ferahlığı yansıtır ve şairlerin sevinmesi için yazın geldiğini söyler:

     

    “Sevdiğim yaz geldi yine

    Karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne

    Barbunla lüferle marulla zeytinle

    Uzaklarda kaldı nisanları basan sis, bun, yağmur

    Karadeniz'de bir mavi, çocuklar sevinsin diye

    Şairler sevinsin diye sevdiğim, yaz geldi yine”

     

    Sözü burada Üstat Ahmet Hamdi Tanpınar alır;bütün bir yaz yaşadıklarının hazzıyla mahmurdur ve bu durum Bütün Yaz şiirinin dizelerine yansır:

     

    Ne güzel geçti bütün yaz,

    Geceler küçük bahçede...

    Sen zambaklar kadar beyaz

    Ve ürkek bir düşüncede,

     

    Daha sonra Yaz Gecesi şiirinin dizeleriyle sözü Ahmet Muhip Dıranas alır:

     

    Göründün yine bu yaz gecesinde

    Yer gök, sularında güldüğün havuz.

    Kelebek gibi uçmada ruhumuz

    Barış dolu bu yıldız bahçesinde.

    Ah, umutsuzlukta buluştuğumuz

    Bu gece ve bu orman aşka mahsus

    Ve biz sanki, dünyalar öncesinde

    Gibi… dumanlarda, uçkun, vücutsuz

     

    Yaz mevsimiyle şairlerimiz çok şiirler söylemişler, yazmışlar. Ama bunun hepsini buraya almamıza imkân yok. Sonolarak Haydar Ergülen’in Unutulmuş Bir Yaz İçin başlıklı şiirinden bir bölümle yazımızı sonlandıralım:

     

    anımsa bizim unutulmuş bir yazımız vardı

    kıyısından çocukların dokunarak geçtiği

    yaz kirli denizlerin körfezine çekildi

    biten o yaz mıydı düşün istersen

    bir taşra melankolisine kaptır kendini

    -şimdi anımsanması gereken birşeyler vardır

    bir çığlık kadar sessizlik de anımsanır

    hoyrat sevinçlerle sularında yüzülen

    olağan duygularla yüreği örten

    bir aştan geriye suskunluk kalır-

     

    Ha, bir de şu sözü hatırdan uzak tutmayalım: Deme kış yaz;durma oku yaz!

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.