|   | 
  • İLKEL İNSANDAN İLKELİ İNSANA BİR ÇÖKÜŞÜN HİKÂYESİ

    “İlkel”lik olumsuzlanan bir kavram. “İlkeli”lik kapitalist modernite'nin dayatması. Bu iki terimde insanlık serüvenini anlamamızda (anlayamamızda) önemli yere sahip. Çünkü toplumsal dönüşümün mimarları olan burjuvazi sınıfı, köleliğin modern tezâhürünü “ilkeli”lik olarak sunduğundan beri insanın kendini keşfi yavaşladı öyle ki varlığı dahi belirsiz olan bir Nirvana’ya ulaşma gayretiyle insanlık peşinde olduğu şeyin bile farkında değil. Nedir henüz aydınlatılmamış fetişler: mutluluk, para, cinsellik, makam...

     

    Sahte ihtiyaçların dizayn ettiği hayatlarımız kendimizi bir arabaya, koltuk takımına, yeni bir daireye kısacası kendimizi metâlara satmakla son buluyor. İçgüdü, ideal gibi yaşanması gereken soyut kavramlar sadece kitap satırlarında okunduğu vakit kişiyi tatmin eden bir hâle geldi. O kitap kapandığında yine bir çark olarak sistemde yerimizi alıyoruz.

     

    Çalışmak, pazar olgusuyla birlikte eziyet halini aldı. Çünkü pazar olgusu patronların başını döndürerek onları üretim çılgınına döndürdü. Bunun faturası ise Afrika'ya, Hindistan’a; işçi sınıfına böylelikle tüm dünyaya kesildi. Patronları yükselişinde ise en büyük pay kuşkusuz “ilkeli” insanlara ait, ilkeli ceolar, ilkeli iktisatçılar, ilkeli mühendisler... patronlarına yaranmak için, daha fazla maaş almak için yani kendi yaşamlarının daha fazlası için en iyi makineleri ürettiler, en iyi pazarlama tekniklerini geliştirdiler... patronlarının firmalarını büyüttüler. İnsanlara satma zorunluluğu, insanların satın alma zorunluluğu doğdu. Bu kısaca gereksiz üretim gereksiz ihtiyaç olarak da tanımlanabilir.

     

    Paul Lafergue, “Tembellik Hakkı” adlı kitabında lüksün, üretim fazlasıyla birlikte arttığını söyler dayanak olarak ise 1861 Birleşik Krallık'ında 20 milyonluk nüfusun 1.3 milyon kişiyle çalışanlar arasında en kalabalık sınıfını hizmetkârların teşkil ettiğini belirtir. Üretime dönük olmayan gereksiz çalışma ve gereksiz yere harcanan emek sadece zenginlerin çıkarı halini aldı.

     

    İhtiyaç kadar çalışarak zamanın geri kalanını kendine ayıran insan bu süreçte kendini keşfinde büyük ilerleme kaydedebilir. Aksi durum yani günümüzde, gününün en verimli kısmını fabrikalarda, inşaatlarda çalışan insan, o gün için çalışmadığı çok az saatte kendini keşfetmesi, kendiyle bütünleşmesi olanaksız hale gelmektedir. Dolayısıyla haddinden fazla çalışmaya mecbur bırakılan insandan -buna rağmen çalıştığının tam karşılığını alamamakta- bunu beklemek boşa kürek çekmekten başka nedir ki.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.