|   | 
  • Cevahir Kadri

    İradenin Kanatlarıyla Gelen Nasip

    Türk kültür ve edebiyatının önemli başvuru kaynaklarından biri olan Dede Korkut Hikâyeleri’ninMukaddime kısmında Dede Korkut’un sözlerine yer verilir. Altın değerinde öğütler içeren bu sözlerde: “Ezelden yazılmasa kul başına kaza gelmez, ecel vakti ermeyince kimse ölmez. Ölen adam dirilmez, çıkan can geri gelmez. Bir yiğidin kara dağ yumrusunca malı olsa yığar, toplar, talep eyler, nasibinden fazlasını yiyemez.” denir. Evet, bir kişinin dağlar cesametinde varlığı, malı olsa o malından, nasibinden bir gram fazlasını yiyemez. Tarihte bunun pek çok örneklerine rastlamak mümkündür.

     

    Bir Arap atasözünde şöyle denir: “Nasibukeyusibuke hatta tahte’l-hacer.” veya “velev kane fi cebel” yani “Nasibinde varsa o dağın veya taşın altında bile olsa gelip seni bulur.” Bunu örnekleyen durumlarla karşılaşmışızdır. Peki, miskin miskin oturup nasibimizi mi bekleyelim?

     

    Her sabah işine giden kişi nasibini aramaya, bulmaya gider. Allah belki ona nasibini bir şekilde bulduracaktır, ama kişiye düşen, nasibini arama iradesi ve eylemini ortaya koymaktır. Çünkü Allah (cellecelalühü), “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm-39) buyurur. O zaman, yapacağımız iş bellidir: Çalışıp çabalayıp nasibimizi vermesi için Allah’a dua edeceğiz. Yani hem iradi hem fiili hem de kavli yani sözlü olarak dua edeceğiz ki nasibimize erebilelim.

     

    İnsan bazen Ziya Paşa gibi, bir umutsuzluğa da kapılabilir. Meşhur Terkib-i Bent adlı şiirinde şöyle der: “Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez / Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan.” yani “Talihsiz olanın bahçesine gökten yağmur yerine inci ve mücevher yağsa onun bir damlası düşmez.” Bu, elbette gerçeklerden uzak bir durum değildir. Bu duyguyu da zaman zaman yaşamışızdır.

     

    Aşkın bir sabır işi olduğunu söyleyen Mevlâna “Aşk bir sabır işidir, hesap işi değil.” der. Günümüzde hesabi evlilik yapanlar da yok değildir ama orada aşk var mıdır bilinmez.Öte yandan “Gelin ata binmiş ya nasip demiş.” deriz.

     

    Her şeyin hayırlısını istemek bizim en olgun yanlarımızdandır. Bir olay olur, yaşarız, onu başkalarına anlatırız. Daha sonra hep birlikte deriz: “Hadi hayırlısı, ya nasip ya kısmet!”.Öte yandan Hz. Osman’a (Allah onlardan razı olsun.) atfedilen bir sözde “Allah, nasip ettirmeyeceği bir şeyi hayal ettirmez.” denir.

     

    Geçenlerde bir arkadaşım akşam vakti aradı: “Haydi gel, sana çiğköfte ikram edeyim.” dedi.Devamla; bana epey uzak, kendisine nispeten yakın bir yerdeki çiğköfteci dükkanında bekleyeceğini, müsaitsem gelmemi söyledi.Ben de geleceğimi söyledim. Derken akşam yemeğinden sonra aradım, cevap vermedi; mesaj attım, görmedi. Sonra içimden “Herhâlde işi çıktı, gitmekten vazgeçti.” dedim. Bir saat kadar sonra dükkân sahibi arkadaşım aradı. “Geliyorsanız çay demleniyor.” dedi. Ben de “Benim gelmem bir saati bulur.” dedim. “Olsun.” dedi. “O zaman geliyorum.” dedim ve yola çıktım.

     

    Tramvaya binmek istediğimde elektronik kartımı bilet sistemi okumadı. Görevliye sordum, o denedi; kartımın bir kenarında çok küçük bir kırılma meydana gelmiş, manyetik alanına zarar vermiş, sistem, kartımı bu yüzden okumuyormuş. Öyle dedi güvenlik görevlisi. Biletin nerede satıldığını sordum, karşıdaki bir dükkân ismini verdi, orada vardır, dedi. Ben dealt geçitten geçip belirtilen dükkâna gittim ama dükkân kapalıydı. Emirgan Parkı’nda gişe vardı, oradan alırım düşüncesiyle hareket ettim, oraya iki tane etkileşimli kart doldurma makinesinin konduğunu gördüm. Çaresizce geriye döndüm.

     

    Bütün bu olan biteni yaşarken içimden “Sebepler bütün bütün, o akşam, oraya gitmeme mâni oldu. Ben bana düşeni yaptım.” dedim. Büyükşehir durağına doğru geri geldim. Bu sefer diğer turnikenin yanındaki görevliye durumu izah ettim. Az önce yanından geçtiğim bir kuruyemişçi dükkânını göstererek orada bilet biletin olduğunu söyledi. Gittim iki bilet aldım ve turnikeden geçerek durak alanına indim.

     

    Tramvayın gelmesine on dakika daha vardı. Bekledim ve tramvay geldi, bindim. Gidiyoruz, birçok duraktan geçtik. Anadolu Harikaları durağını geçtikten hemen sonra, bölünmüş yol ortasında bir ada var. Tramvay oraya gelince bir gürültüdür koptu.Arabanın biri burnunu biraz fazla uzatmış olacak ki tramvay taksinin tamponuna çarptı, plakanın bulunduğu tampon ileriye doğru savruldu. Tramvay durdu. Neyse beklemeye koyulduk. Bir yandan da arkadaşlar bekliyor beni. İçten içe acele ediyorum, ama benim yapabileceğim bir şey de yok. On dakika kadar da orada bekledikten sonra yeni bir tramvay geldi, ona geçtik. Tramvay hareket etti. Beklenmekte olduğum dükkânın yakınındaki durakta indim. Biraz yürümenin neticesinde bir buçuk saate yakın bir sürede çiğköfte dükkânına ulaşabildim.

     

    Sonra kendi kendime dedim ki “Eğer ısrar etmeseydin, bu çiğköfte sana belki de nasip olmayacaktı!.. İstediğinde ısrar et ama olmazsa da üzülme, her şeyde bir hayır vardır.” Hatır sormak, acılı çiğköfteden tatlı muhabbetler hasıl olan bu ikram çok güzeldi. Arkadaşıma teşekkür ettim. Hem çiğköfte ikramı hem de bu yazının ikramı için. Bu yazının yazılmasına da onun katkısı, görüyorsunuz, çok büyük.

     

    Bir başka güzel bir sözle sona yaklaşalım:

    Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den

    Nasip değilse ne gelir elden.

     

    Hayal edeceğiz, o hayal istikametinde yürüyeceğiz, çalışıp çabalayacağız, hayırlısıysa şartını ekleyerek nasip etmesi için Allah’a dua edeceğiz. Tevekkül edeceğiz ama tekebbürlük eylemeyeceğiz. Çünkü Korkut Ata’nın dediği gibi “Tekebbürlükeyleni Tanrı sevmez!” Vesselam.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.