|   | 
  • Hakan Çitmen

    Maaş Artışı, Zamlar, Ekmek Partisi!

      Vatandaşın gündemi “GEÇİM”
                Açıklanan enflasyon rakamları gerçeği yansıtmıyor. Vatandaş, kendi enflasyonunu cüzdanındaki parasının azalışından anlıyor. Ülkenin gündeminde, ne olmuş ne bitmiş hiç kimsenin onu takip edecek hâli yok.
                Esnafta, vatandaşta, asgari ücretlisi de, emeklisi de acı gerçeği hissediyor. Halk ucuzunu nereden bulurum telaşında. O market bu Pazar derken bayağı bir efor sarf ediliyor. Markette etiketler günlük değişiyor. Vatandaşın alım gücü düşünce, bütçeler  zorlanınca, fiyatlar daha büyük görünüyor. Evde ihtiyaç ne kadarsa, alınacak miktarlar yarıya indi.
                Maaşlar yükseldi ama geçim daha da zorlaştı!
                Asgari ücret, %21 artırıldı. Güya yüksek! beklentilerin de üzerinde, diye bize lanse edildi. Ama çarşı-Pazar bu rakamı kabul etti mi? Vatandaş tatmin oldu? Olmadı aslında. Herkes durumunu korumak için, kendini muhafaza etmenin derdinde. Ne olacak halimiz! Yarınımız ne olur? Endişe içine bugünlerin geçmesini bir şeylerin değişmesini bekliyor. Elde avuçta ne varsa, dikkatli kullanmaya özen gösteriyor.
                Zamlarda gelişini, asgari ücretin artış haberini bekliyormuş. Asgari ücret, için bir ay düşünülürken, zamlar için 1 gün düşünülmedi. Açıklandığı gibi zamlar, takır takır geldi. Köprüye yapılan zam, %26 oldu. Asgari ücrete yapılanın da üstünde. Demek ki; Kaşıkla verildiyse, kepçe ile almak böyle oluyormuş. Daha Elektrik, Su, Doğalgaz ve diğer masraflara yapılan zamlar var onlarda elinizden öperler.
                Maaşlar artmıyor, Algılarımızla oynanıyor aslında!
                Gerçekten de, maaşlar yükselmiyor. Biz öyle zannediyoruz. Öyle zannetmemizi istiyorlar. Gerçek enflasyon, verilen artışın çok üzerinde. Bir grup ekonomistin hesaplamasına göre, enflasyon % 36.
                Asgari ücrete, 500 TL artırmışlar. Ev kirası %12 arttı, 150 TL en az artacak, ev sahibi de diyecek ki; artırmak benim de hakkım. Markette, çarşı pazara gidiyorsun, onlara da zam gelmiş. Aylık mutfak gideri de, % 20 den fazla arttı mı arttı. Eee 100-150 TL de oraya gitti. Gerçi vatandaş, tasarruf etmek için önce boğazından kıstı, o durumu biraz kurtardı. Para şimdi kışın gelecek, faturalara gidecek. En zoru da, doğalgaz. Geldi mi tam geliyor faturası…
               
                Poşete giren her şeye zam geldi!
                Zam geldi demeyelim de, aldığımız ürünler değerlendi diyelim. Artık sıkıntılarımızdan, dalga geçecek yer arıyoruz. Kendimiz içinde bulunduğumuz trajik durumu, alaya alıyoruz. Herkes farkına varmalı, daha bilinçli olmalı, Maaş artışı, gelen zamlarla sıfırlandı. Memura ve emekliye gelen zam değil, geçiştirme, size de bu kadar yeterli denildi.
                Cebinizden çıkan parayı hesaplayınca zaten verilen zam, zaten geldiği gibi gitti. Elimizde büyüdüğünü zannettiğimiz bir maaş, giden para ise, paranın alım gücünün karşılığı. Çok gibi görünmesi sadece bir algı. Değeri, gitti ele geçen paranın. Çünkü alış-verişte ele geçen karşılığı azalmış.
                Zam, resmi enflasyona göre yapılıyor, Gerçekte zam yapılmıyor!
                Bu ülkede, ekonomik sıkıntı, en çok SSK ve Bağ-kur emeklilerinde. Çünkü her yıl maaşlarına resmi enflasyon kadar zam var, ama reelde maaşları eriyor. Yıl içinde sabit gelirle çalışanlar, fiyat artışlarından aşırı etkileniyor. Çünkü gelir belli. Evdeki hesap o yüzden çarşıya uymuyor. Ürün ve hizmetlere gelen zamma karşı savunmasız kalıyorlar. Düşünüyorum da, demek ki, ikinci altıncı ayda, ücret artışının yapılmamasının yani tek seferde bütün bir yılın ücretinin belirlenmesinin arkasında bu var.
                Zamlar devam ettiği sürece, Faizler artmaya devam eder.
                İktidarın enflasyonla mücadele etmek gibi bir derdi yok. Görünen o. Döviz düşüyor. Baskılanarak, faiz ve swap hamleleri ile aşağı çekiliyor. Enflasyon konuşulduğunda, fiyat artışları doların artışına bağlanıyordu ya… Dolar düştü, düşüyor işte. Neden hala zam geliyor. Zamlı olan ürünlere indirim bile gelmiyor, düşmüyor fiyatlar. Piyasa enflasyona esir edildi. İşte piyasanın gerçeği bu.
                İş sadece Merkez Bankasının vereceği faiz kararları ile olacak iş değil. Ekonomik düzelme ancak ekonomik seferberlikle olabilir. Yoksa çare halkta ve halkın cebinde değil, yönetenlerin alacağı kararlardadır.
                Vatandaş, açlıkla sınanıyor!
                Durum vahim. Konuşulması gereken artık vatandaşın geçiminin de ötesinde, beslenmesidir, çünkü daha fazla önem arz ediyor. Yediği karbonhidratlı gıdalar, ekmek, makarna vs. Protein eksikliği yaşarsa halk, yeni hastalıklara maruz kalması kaçınılmaz olur.
                Toplum sistemli olarak, enflasyonla fakirleştiriliyor, yoksullaştırılıyor. Muhtaç kitle haline getiriliyor. Çünkü eldeki kendisine yetmeyince takviye almak, zaruret haline geliyor. Yardımı da kim yapıyor. Yardım almaya alışan da emir almaya alışıyor. Bunun adı kölelik, değil mi emir alan, denileni yapan topluluk. Bu insanlardan, gelecek için hayal kurması beklenir mi? bu insanlardan gelecek için plan yapması beklenir mi? Ülkesinin en önemli milli değerlerini savunması beklenir mi? Maddi ve manevi çöküşe duyarsız kalması bunun neticesi değil mi?
                Gözden kaçmasın! Çok değil, 3-5 sene içinde kayda değer bir fark kalmayacak. Sistemli olarak, maaşlar birbirine yaklaşıyor. Memur maaşı ile asgari ücret arası kapanıyor. Okuyanla okumayan arasında maaş farkı kalmayacak. Yıllarca eğitim almanın, emek vermenin karşılığı ete dişe dokunmayan ufak bir fark için olacak bu gidişle. Başabaş olan bir maaş ve ücret politikası ortaya çıkacak. Ufak cüz-i bir maaş farkı için 5-7 yıl zaman kaybedilmesinin bir anlamı olur mu? Bu sorgulanır. Bu sürede para da biriktirirsin, hayata erken atıldığın için, meslek öğrenirsin. Hatta evlenirsin, 2 tane de çocuğun olur.
                Ülkenin yarısı asgari ücretli iken, şimdi gidişat daha büyük kısmının yani okuyan okumayan herkesin asgari ücretli olması söz konusu olacak.
                Son söz: Önceden haklılığımı, karşımdaki anlayana kadar anlatırdım. şimdi kendim anladığım an susuyorum. Karşımdaki de yaşayarak anlasın. Ben söyleyince, yine ben kötü oluyorum.
                Hayata bakışınızı değiştirin. Böyle giderse, böyle gitmez.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.