|   | 
  • Cevahir Kadri

    Öğretmenlere ve Öğretmenliğe Güzelleme

     

    Bu yazımda, aslında geçen hafta girişini yaptığım “yazım ve noktalama” konusuna devam edecektim. Hatta, konuya bu hafta devam edeceğimi o yazıda belirtmiştim. Ne var ki 24 Kasım Öğretmenler Günü es geçeceğimiz bir konu değil. Çünkü, insanımız ve insanlık için eğitim ve öğretim, olmazsa olmaz konulardan biri belki de en önemlisi.

     

    Güzelleme aslında, Türk Halk edebiyatına ait bir şiir türünün adı. Divan edebiyatında buna övmek, methetmek anlamıyla methiye adı verilir. Bir kişi, mekân, durum ile ilgili güzelliklerin belli bir düzen içerisinde sıralanması söz konusudur.

     

    Günün anlam ve önemine binaen bu yazımda öğretmene ve öğretmenlik mesleğine dair bazı düşünceleri ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

     

    Hemen belirtelim ki bu meslek kurumsal anlamda “on sekiz bin âlem”den bir “âlem” olan insanoğluna mahsustur. Zira insanoğlu diğer varlıklardan, canlılardan farklı olarak yeni bir şey öğrenmeye uygun bir tarzda yaratılmış. Kendisine akıl, irade, düşünme, konuşma yetisi, nimetleri verilmiş. Bundan dolayıdır ki insanoğlu diğer varlıklardan, canlılardan farklı olarak bu dünya hayatının şartlarına tam olarak hazır bir şekilde yaratılmamıştır. Yaratılmamıştır derken şunu kastediyorum: Mesela, kuzu, oğlan ya da buzağı, hatta kuşlar vs. bu gibi canlılar dünyaya gelir gelmez, ait olduğu türün hareketlerini, davranışlarını çok kısa süre içerisinde yapabilecek duruma gelir. Kuzuyu düşünelim; kuzu, bu dünyaya gözlerini açmasından belki de bir çeyrek bilemedin yarım saat içerisinde ayakta durmayı başarır ve düşe kalka da olsa yürümeye başlar. Ama insanoğlu öyle mi ya! Onun yürümesi için en iyimser bir süre olarak en az bir senenin geçmesi gerekir. Onun için insanoğlu büyüklerinden, bu dünya hayatına dair öğreneceği çok şey vardır. Bundan dolayıdır ki insan, eğitim öğretime çok muhtaç bir varlıktır.

     

    İlk insan Hz. Âdem’in (aleyhisselam)öğretmeni kimdir? Bu sorunun cevabını biz Kur’an-ı Kerim’de buluyoruz. Hz. Âdem (a.s.) Allah tarafından yaratıldıktan sonra eşyanın isimleri öğretildi. Bakara Suresi’nin 31. Ayet-i kerimesinde “Allah (c.c.) Hz. Âdem’e bütün esmâyı talim etti, öğretti.” Bütün isimleri öğrenince Hz. Âdem (a.s.), meleklerden de üstün konuma yükselmiştir. Bu meseleden dolayı bütün insanlık adına belki denebilir ki aslında insanın öğretmeni Allah’tır. Çünkü Allah, insanlığın atası olan Hz. Adem’e eşyanın bütün isimlerini, -ki bu aynı zamanda bütün ilimlerin özetini demektir- yukarıda da belirttiğimiz üzere talim buyurmuştur.

     

    Hz. Âdem’den İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi vesellem) ve ikisi arasında gönderilmiş bütün peygamberler birer “muallim” idiler. Toplumlarına doğru yola iletmekle vazifeli kılındılar. Hatemü’l ve Seyyidü’l-Enbiya olan Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu sebeple en büyük “muallim”dir.

     

    Bütün peygamberler, toplumlarını cehalet çukurundan alıp ilimle donanmış olarak yüceler yücesine çıkarmaya gayret göstermiş, bu konuda ilahi destekle teyit edilmiştir. Bu sebeple, toplumsal dönüşümlerde yapılması gereken işlerde metot, yol yöntem olarak peygamberlerin metodunun dolayısıyla ilahi metotların tercih edilmesi önemlidir. İçkinin haram kılınmasında uygulanan tedrici metot buna en güzel örnektir.

     

    Toplumun ilk öğretmeni olan anneleri de asla unutmamak lazımdır. Anneler çocukların ilk öğretmenidir. İletişim anlamında, konuşma dili, lisan anlamında dili insan annesinden öğrenir. Bundan dolayı doğumdan itibaren konuştuğumuz dile “ana dili” diyoruz. Ana dilini tam olarak öğrenemeyen başka dilleri de tam olarak öğrenemez. Bu sebeple Türkçemizi de iyi öğrenmemiz lazım diyelim.

     

    Toplumu dönüştürme deyince buna kanaat önderleri, mürşitler de hatırlanmalıdır. Zira İslam toplumunda tasavvufî düşüncenin toplumun eğitilmesinde önemli bir rolü vardır ve bunlar göz ardı edilmemelidir. Yer yer olumsuz yanlarına rastlansa da genel olarak toplumu eğiten yaygın eğitim kurumları olarak değerlendir,ilebilecek olan tekkeler ve zaviyelerde ortaya konan tasavvufi düşünce sayesinde halk irfanı ile toplum esaslı bir eğitimden geçirilmiştir. Zaman zaman yozlaşmış durumlarla da karşılaşılmış olsa da yaşanılan süreci bir bütün olarak değerlendirdiğimizde tekke ve zaviyelerde mürşitlerin halkı eğitmesi söz konusudur.

     

    Meselenin özüne, öğretmene ve öğretmenliğe dönecek olursak öğretmenlik içinde bulunduğumuz zaman dilimlerinde de görüldüğü gibi çok önemli bir meslektir. Öğretmenliğin gereksiz olduğunu söyleyenler ya yoktur ya da bu yönde söylenenlerin çok da bir kıymeti harbiyesi yoktur. Biz bu mesleğin önemi üzerine söylenenlere bir göz atalım.

     

    Öğretmen ve öğretmenlik konusundan söz açılınca akla ilk gelen isimlerden biri ve en önemlisi Hz. Ali’dir (radıyallahuanh). Onun “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Sözü bu meslek için söylenmiş sözlerin başında gelmektedir.

     

    Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim’in öğretmene ve hocaya saygısı dillere destandır. Bilindiği gibi Yavuz Sultan Selim ve ordusu mısır seferini tamamlamış İstanbul’a dönerlerken çamurlu bir araziden geçmektedirler. En önde Yavuz Sultan Selim, Hocası ve vüzera yola devam ederlerken Kemalpaşazadenin (Yavuz’un Hocası, İbn-i Kemal) atı bir ara sendelemiş ve Yavuz’un üzerine çamur sıçratmıştır. Etraftakiler Yavuz’un ne kadar hiddetli olduğunu bildiği için orada da Yavuz’un hiddetleneceğini sanmışlar ve ne yapacağını meraklı gözlerle beklerken Yavuz, “Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için ziynettir!” diyerek kaftanını hiç yıkatmamış ve öldükten sonra sandukasının üzerine örtülmesini emretmiştir.

     

    Cumhuriyet döneminde Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli işlerden birisi eğitimde yapılan hamlelerdir. Bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk’ün bu yönde yaptığı çalışmalar ve söylediği sözler her zaman topluma ışık verici olmuştur. Onun, millet mekteplerine başöğretmen olmasının yıldönümüdür aynı zamanda 24 Kasım.  İşte Onun bu yönde söylediği sözlerden bazıları:

     

    ·         Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

    ·         Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

    ·         Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bur millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

    ·         Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın kültürün müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik uygulama mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.

    ·         En önemli ve feyizli görevlerimiz, millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.

    ·         Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

    ·         Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki, toplumun gerçek bir ulus hâline getirirler.

    ·         Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.

     

    Bugün öğretmene ve öğretmenliğe verilen değer ne yazık ki sözden ibaret kalmaktadır. Törenlerde, konuşmalarda hatta yazılarda yere göğe sığdırılamayan öğretmenin ve öğretmenlik mesleğinin ne yazık ki gerçeklikte ne bir saygısı ne de itibarı vardır.  Bugün öğrencilerinden bile mahrum bırakılmış nice nice öğretmen vardır. Onlar için sadece bugün değil bütün günler buruk ve hüzünlü geçmektedir. Onları da hatırlamak lazımdır.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.