|   | 
  • Cevahir Kadri

    Stem, Sistem ve Sitem

    Birbirine yakın seslerden oluşan ama ilk bakışta aralarında asla açık bir ilgi söz konusu olmayan bu kelimeler örtük olarak birbiriyle iç içe.Çünkü hayatta her şeyin birbiriyle bir şekilde bir ilişkisi söz konusu. Peki nedir STEM?

     

    Örgün eğitim kurumlarında okuyan bir kişinin anasınıfı dahil, on yedi yılı okul sıralarında geçiyor. Bu az buz bir zaman dilimi değil.

     

    Okulların, eğitim öğretim süreçlerinin hedeflerinden birincisi ve belki de en önemlisi kişiyi hayata hazırlamasıdır. Peki kurumlar, kişiyi gerçekten hayata hazırlayabiliyor mu? Bunun elbette genel geçer bir cevabı olacaktır ama bireysel farklılıklar, ilgiler, istekler, isteklerdeki gerçeklere yakınlık ve uzaklık vs. bunların da kişinin hayata hazırlanmasında kurumlar kadar etkili olduğunu unutmayalım.

     

    STEM, öğrenciyi örgün eğitim kurumlarında aldığı, öğrendiği bilgileri uygulayarak o bilgilerin teorikte kalmamasını sağlamak, öğrendiğini uygulayarak hayata geçirmesini, öğrendiklerinden yeni buluşlara yol bulmasını amaçlayan bir proje. Millî Eğitim Bakanlığının Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün (YEĞİTEK) sitesinde konuyla ilgili olarak şöyle bir bilgiye rastlıyoruz:

     

    STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) Eğitimi; teorik bilginin uygulamaya, ürüne ve yenilikçi buluşlara dönüştürülmesini amaçlayan, öğrencilerin fen bilimleri, teknoloji, mühendislik ve matematik derslerinde öğrendikleri bilgileri bir bütünün parçaları olarak görmelerini sağlayan dünyada birçok ülkenin öğretim programlarına dâhil ettiği bir eğitim yaklaşımı olma özelliğini taşıyor.STEM eğitimi, üretim, buluş yapma bilgi ve becerilerini kazandırmayı hedefliyor. STEM Eğitimi dünyada okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar tüm eğitim sürecini kapsayan disiplinler arası bir yaklaşım olarak kabul ediliyor.

     

    Her projenin artısı ve eksisi mutlaka vardır. Önemli olan, projelerin artılarını artırmak, eksiklerini gidererek o alanda verimliğin daha da artmasına katkıda bulunmaktır. STEM’de iş, sadece kurumsal varoluş sürecini tamamlamasında ve sözde kalmamalı. Projeler, ölü doğmamalı,gerçekten de hayata geçirilmelidir; onlar da canlı olarak kalmalıdır.

     

    Kendi arabamızı, kendi uçağımızı kendimiz yapma idealini gerçekleştirmenin, savunma sanayiinde dışa bağımlı olmaktan kurtulmanın yolu gerçekten de bu alanda yani fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında yeterli ve kaliteli eğitimlerin verilmesine bağlıdır. Bunun için bu alana özgü, seçme öğrencilerin girebileceği liselerin açılmasında fayda var. Bu tür okulların tüzükleri, imkânları öyle hazırlanmalı ki buralar bir cazibe merkezi olmalı. Buraya istekli öğrenciler gelmeli, geldikten sonra öğrencilerin hevesleri kursaklarında kalmamalı. Öğretmeninden idarecisine bu okullarda vazife yapacakların geniş ufka ve vizyona sahip olmaları gerekmektedir. Bu tür okulların aynı hedefe yönelik fakülteleri olmalı, buradan oraya geçişte ya öğrenim sürecinde aldıkları uygulama notlarının dahil edildiği yıl sonu başarı puanları etkili olmalı ya da bu okullardan mezun öğrencilere ek puan verilmelidir. Böylelikle öğrenci ortaokul ve ortaöğreniminde elde ettiği bilgileri uygulayarak daha da geliştirebilme imkânlarını elde etmeli, emekler zayi olmamalıdır.

    ***

    Her alanda olduğu gibi eğitim öğretimde de insanî ve genel geçer bir sistemin kurulması ve bunun en güzel biçimde yapılandırılması çok önemlidir. Ama neredeyse günübirlik değiştirilen sistemlerin çarkları arasında nesillerimiz, gençlerimiz, geleceğimiz heba olup gitmektedir. Heba olan, elbette sadece gençlerimiz değil; enerjimiz, çabamız, geleceğimiz…

     

    Daha sistemi kuranların alınlarındaki terler henüz soğumadan, onunla ilgili olarak bilimsel verileri toplamadan, sistemin değiştirileceğinden dem vurulmaya başlandığını ve sistemin değiştirildiğini görüyor ve yaşıyoruz.

     

    Neredeyse, göreve yeni gelen her Millî Eğitim Bakanı ile eğitim öğretimde yeni bir sisteme dahil oluyoruz. Bu, bazen öyle oluyor ki aynı bakan görevde iken ikinci bir sisteme geçişin işaretleri de verilmiş oluyor. Geçen haftalarda başlayan TEOG tartışmalarına, üniversiteye giriş sınavları eklendi. Sistemler, henüz olgunlaşmadan onun faydasız ve yararsız olduğunu vurgulayarak yeni ve başka bir sisteme geçiyoruz. Bir fidan bile dikilir dikilmez hemen meyve verir mi, verse de istenilen ölçüde olur mu? Aradan birçok yılın geçmesi gerekmez mi?

     

    Yanılmalar, insanı elbette doğruya yaklaştırmada önemli kilometre taşlarıdır. Ama bu, biraz da, gidilen yolun yol olmasına bağlıdır. Edison, ampulün icadıyla ilgili1999 deney yapar ve henüz bir sonuç alamaz. Arkadaşları bu kadar başarısızlıktan sonraona bu işi bırakması söylerler. Fakat o,“Hayır, 1999 kere deneyimim oldu." diyerek başarıya ve hedefe ulaşmada her zaman umutlu olmanın önemli olduğu gerçeğini ortaya koyar.

     

    Sistemi kurmadan enine boyuna düşünelim, tartışalım, işin uzmanlarından görüş alalım. Hayatî öneme sahip kararlarımızı“bir gece ansızın”vermeyelim. Yoksa o sistemin çarkları arasında gençlerimizi, geleceğimizi lime lime olmuş görmek insana hiç de haz vermiyor. Giden değerler, geri gelmiyor…

     

    STEM de dahil olmak üzere, ayakları yere basan, ülkemize, milletimize ve gençlerimize yararlı sistemler kuralım ki yarının sahipleri bize hiçbir zaman sitem etmesinler. Demir tavında dövülür, herkes her dönemde üzerine düşeni gereğince yaparsa kimse kimseye sitem etme durumunda kalmaz.

     

    İyi ki STEM’den siteme fark var!..

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.