|   | 
  • Cevahir Kadri

    Taşlama ve Tecnis Ustası Rasim Köroğlu

    Dil, insanoğlunun sahip olduğu en güzel nimetlerden. Sevincini, coşkusunu, hüznünü, kederini, yasını, düşüncesini onunla dile getirme imkânına sahip. Böyle bir güzelliği var dilin. İnsan, zaman içerisinde dilini kullanmada belli bir biçim oluşturunca artık orada edebî türler oluşmaya başlar. Şiir olsun, düzyazı türleri olsun hep böyle değil mi? Bir ifade ediş tarzı yok mu onlarda? Hiç, roman ile şiir metnini aynı tarzda okuma imkanına sahip miyiz? Cümle yapıları aynı mı? Elbette değil. Her türün kendine mahsus bir özelliği ve güzelliği var.

     

    Şiir türünün de kendi içerisinde farklı ifade biçimleri var, o ifade biçimlerinin birtakım özellikleri, yaslandığı kuralları var. Halk şiiri, divan şiiri, tasavvuf şiiri, modern şiir gibi türlü türlü şiirlerimiz var. Dahası konularına göre şiirler vardır. Bunlardan duygu yüklü şiirlere lirik, gür sesle okunan, coşkun, heybetli, destansı şiirlere epik, kır ve çoban hayatından bahsedenlere pastoral, hayatın acı yanlarını ölçülü ve kafiyeli, diyaloglu bir şekilde ele alanlara dramatik, toplumdaki aksaklıkları iğneleyici ve eleştirici bir mahiyette anlatanlara satirik ve halka bilgi öğretmek amacıyla kaleme alınanlara da didaktik şiir diyoruz.

     

    Rasim Köroğlu ismini duymuş olmalısınız. İlk defa duyacak olanlar da vardır. Hayatta her şeyi bilmemiz mümkün değil zaten. O, bir eğitimci ve şair. Edebiyatta gerçekten ustalık isteyen tecnis yani cinaslı şiir söyleme ve hiciv ustası. İsterseniz hayatı hakkında kısaca bir bilgi sunalım:

     

    Eğitimci ve şair Rasim Köroğlu, 23 Mart 1953 tarihinde, Eskişehir'in Beylikova ilçesine bağlı Halilbağı köyünde dünyaya gelir. İlk ve ortaokulu Beylikova’da okuyan Köroğlu, ardından Ankara İlköğretmen Okulunu okuyup buradan mezun olur. Mezun olunca evlenir. Akabinde Adıyaman’da bir ilkokula ataması yapılır. Bir süre burada öğretmenlik vazifesini ifa ettikten sonra Eskişehir’e gelir. Eskişehir’de farklı türlerdeki birçok okulda öğretmenlik mesleğini icra eder. Vatani vazifesini de öğretmen olarak yerine getirir. Açıköğretim Fakültesi Eğitim Ön Lisans Bölümünü bitirir. 25 yıllık öğretmenliğinin ardından 2000 yılı Şubat ayında kendi isteği ile emekli olur.

     

    Şiirle meşgul olmaya, şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başlayan şair,  o günlerini "İlk söylediğim şiiri doğaldır ki, hatırlamıyorum. Ama hatırladığım ilk şiirim öğretmen okulunun ilk yılarında bir güzeli alaya alan aşağı yukarı bugün ki üslubumda söyleyip daha sonra yazıya döktüğüm bir şiirdi.” diyerek yâd eder.

     

    Âşık edebiyatı üzerine çeşitli araştırma ve incelemelerde bulunur. “Âşıklar Sohbeti” adında televizyon programı yapar. Bu programa gerek yurt içinden gerekse yurt dışından pek çok şair ve âşıkı konuk eder.

     

    Fransa, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi birçok ülkede şiir programlarına davet edilir, orada şiirlerini okur. Bu programlarda mizahî şiirlerinin yanı sıra halk hikâyesi ve fıkralarından oluşturduğu “Taşlama Show” adlı sahne programlarını icra eder. Başta, TRT olmak üzere birçok ulusal ve yerel televizyon kanallarına davet edilir. Şiirleri ders kitaplarında yer alır, öğrencilerle buluşur.

     

    Kültür Bakanlığı Halk Şairi olarak “Rasim” mahlasıyla tescil edilen sanatçının Körün Taşı ve Kitabın Ortasından olmak üzere yayımlanmış iki şiir kitabı vardır. Ayrıca Yunus’un Dilinden Şiirler adlı eserin editörlüğünü yapan Köroğlu, yakalandığı amansız akciğer hastalığı sebebiyle 30 Ekim 2014 günü, Ankara’da vefat eder. Şair, sanat hayatında gerek Türkiye genelinde gerekse yerel olarak düzenlenen çeşitli yarışmalarda aldığı onlarca ödülün de sahibidir. (Bknz. www.rasimkoroglu.org)

     

    İnsan, hayatta iken yaptıklarıyla geleceğe kalır. Aslolan, bu dünyada “hoş bir sada” bırakabilmektir. Yazar ve şairler eserleri okundukça âdeta birer öğretmendir, mesajlarını kıyamete kadar eserleri vasıtasıyla buluştuğu okurlarına verir. Şair de eser vermeseydi, bu yazımıza konu edilebilir miydi hiç? Asla. Nice nice göçüp giden var bu dünyadan. Onlar değil de neden bu isimler yazılara konu oluyor? Cevabı basit; eser verdikleri için. Eser verenlere de okurların bir vefası olmalı. Bu yazı aynı zamanda bir vefanın gereğidir. Anmak, duyurmak lazım o eserleri, bunu yapmak da bizim vazifelerimiz arasında. Zira geleceği inşa etmek; geçmişi bilmekten, onları anmaktan ve hatırlamaktan geçer.

     

    Eğitimci- şair Rasim Köroğlu’nun bir televizyon programında da okuduğu Futbol şiiri taşlama türüneen güzel örneklerdendir. Aile içinde, arkadaşlar, dostlar arasında konuşulabilecek en önemli konulardan biri hiç şüphe yok ki spordur, özelinde de futboldur. Ama spordan, futboldan da herkes anlamayabilir. Ben de Rasim Ustamız gibi hemen hemen hiç anlamam futboldan, ilgim olmadığı için belki de takip de etmem. Rasim Köroğlu tam da bu duyguyu seslendirir:

     

    Her kime sorarsam hâli, hatırı, /Sohbeti futboldan açıp gidiyor./Konuşmuyom diye toptan ötürü,/ Usulca yanımda kaçıp gidiyor.”

     

    “Dedem de kapıldı topun şerrine,/Bizim kaptan diyor, hafız birine,/ Giydi kramponu mesin yerine,/Namazda secdeye uçup gidiyor.” diyerek insanların sosyal hayatına futbolun ne kadar etkilediğini ortaya koyar. Şair daha sonra hem mahlasını söyleyerek “tabşırır”:

     

    Hele bakın dostlar şunun tipine,/ Göbek dönmüş, büyük aygaz tüpüne,/ Değmeden ayağı futbol topuna,/ Rasim, bu dünyadan göçüp gidiyor.” Evet, Rasim her fani gibi bu dünyadan göçüp gitti. Ayağı topa değdi mi değmedi mi bunu ancak kendisi ve Allah bilir.

     

    Her şair, devrinden şikâyet etmiştir. Yer yer gördüğü olumsuzlukları eleştirmiştir. Bozuldu redifli şiirinde şair devrinden şikâyet etmiş, bunları hiciv diliyle eleştirmiştir:

     

    “Yumurtada gizli bir can,/ Canı veren ol Yaradan,/ Civciv çıktı makinadan,/ Tavuk sustu, fol bozuldu.”

     

    “Meyve verdi kara çalı,/ Üzüm döktü kavak dalı,/ Aşı, hormon bulunalı,/ Ağaç sustu, dal bozuldu.”

     

    “Yazmaz olduk iki satır,/ Sormak için gönül hatır,/ Alo deriz üç beş kontur,/ Mektep sustu, pul bozuldu”

     

    “Sporlardan topa geçtik,/ Müziklerden popa geçtik,/ Sezaryenden tüpe geçtik,/ Ana sustu, döl bozuldu.”

     

    Bir taşlama da evinden, ailesinden izin alamadan çıkamayan ve biraz da “kılıbık” diye vasıflandırılan aile reislerine. İşte onlardan birkaç dörtlük:

     

    Hiç gelecek hâlim yoktu vallahi,/ Sizleri burada gördüm de geldim./ İzinsiz çıkamam, salmaz billahi,/

    Hanıma tekmili verdim de geldim.”

     

    “Belâya sokamam garip başımı,/ Biliyorum, takip eder peşimi,/ Sağlama alayım diye işimi,/ Kayın valideme sordum da geldim.”

     

    “Gezip de gelecek çarşı, pazarı,/ Uykuya yatacak öğle üzeri,/ Kaçmasın diyerek Yalan Rüzgarı,/ Saati başına kurdum da geldim.” (Yalan Rüzgarı,  o dönemde televizyonlarda yayınlanan bir dizi.)

     

    “Razı değil gönlüm boş oturmaya,/ İlk yıldan başladım turşu kurmaya,/ Alıştı ellerim yaprak sarmaya,/ Yemeği ateşe sürdüm de geldim.” diyerek yemek konusundaki seçimlerini de dile getirmiş.

     

    Şairin bir de cinas türünde yani yazılışı aynı anlamı farklı olan kelimelerle yapılan bir söz sanatı olan cinasla yazılmış tecnis tarzı şiirlerini örnekleyelim:

     

    “Bir çift ben eylesin seni Yaradan,/ Ak gerdanda, al yanakta yüzde gel./ Ya sev, kurtar beni sen bu yaradan,/ Ya da kurban et, derimi yüz de gel.” “Yaradan/yaradan”, “yüzde, yüz de” kelimeleriyle cinas yapılmış.

     

    “Gözlerimden döke döke yaşımı,/ Fidan iken kuru ettin yaşımı,/ Dilerim uzatır Mevlâ’m yaşımı,/ Ömrüm varsa seksen, doksan, yüzde gel.”dörtlüğünde ise “yaşımı/yaşımı/yaşımı” kelimelerinde cinas kullanılmış. Ayrıca “yüzde gel” ifadesi önceki cinasın devamı.

     

    “Rasim der ki cefa adın, kan adın,/ Yara oldun hep içimde kanadın,/ Nazlı yârim kırık ise kanadın,/ Gönlümün gölüne girip yüzde gel.”dörtlüğünde ise “kan adın/kanadın/kanadın” olmak üzere üçlü cinas kullanılmış ve “yüz de gel”de de önceki cinas devam ettirilmiş.

     

    Cinaslı kullanım edebiyatta yaygındır ama herkes bunu güzel bir şekilde kullanamaz. Rasim Köroğlu ise bunu üçlü olarak kullanma maharetini göstermiş bir şairimizdir.

     

    "Dün şair azdı, şiir çoktu; bugün şair çok şiir az.” diyen Şair Köroğlu’na Yüce Mevlâ’dan rahmet dilerim. Mekânı cennet olsun. Eleştirdiği olumsuzluklar giderilsin, huzurlu bir dünya kurulsun!

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.