|   | 
  • Cevahir Kadri

    Unutamadık Ne Olur Anla Bizi

    Her insanın içinde bir ebedî yaşama arzusu vardır. Kâinatı ve insanı en güzel şekilde, kıvamında yaratan Allah, bu arzuyu, bu hisse insanın fıtratına yerleştirmiş. Onun içindir ki O’na karşı kulluğumuzu yerine getirme adına O’ndan biz aciz kullara hatırlatılan ilahî mesajlarda hep ebedîlik, ebedî yaşama düşüncesi vardır. Onun içindir ki bu dünya hayatının geçici olduğu, asıl hayatın ahiret hayatı olduğu, ona hazırlanmak gerektiği hatırlatılmaktadır.

     

    Aklında, yüreğinde ebedî yaşama düşüncesini ve hissini barındıran insan bu fani dünyada da buraları terk edip gittikten sonra kalanlar arasında adının anılmasını da ister. Bu duygu ve düşünce biz fanilere yine Kadir-i Mutlak tarafından ihsan edilmiştir. Bunun bir yansıması olarak “sadaka-i cariye” yani “devam edensadaka”lararasında sayılan yol, köprü, cami, han hamam yaptırmak teşvik edilmiştir. Bu devam eden hayır hasenat arasında sadece adı geçen hayırlar yok elbette. Salih bir evlat, iyi yetiştirilmiş bir talebe, topluma yön veren yazılı ve sözlü eserler, bugün için sesli ve görüntülü söz ve sohbetleri de “sadaka-i cariye” arasında nitelendirmek mümkündür. Bir şair, yazar, sanatçı ortaya koyduğu eserleriyle kendisinden başkasını olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir. İşte bütün bunların olumlu akarına hayr, olumsuz akarlarına da şer olarak adı geçen sanatçının amel defterine gelir olarak kaydedilecektir. İşte bütün bunlar, bana hakkında yazmaya karar verdiğim Barış Abi’nin hatırlattıkları.

     

    Aramızdan ayrılışının 18. yıldönümünü yaşadığımız bugünlerde Barış Manço’yu, hepimizin “Barış Abi”sini ne kadar da özledik değil mi? Hem onu hem de toplumsal anlamda da “barış”ı ne kadar da arar olduk. Hem Barış Abi’yi hem de “barış”ı bu kadar özlemle yâd etmemiz elbette boşuna değil. Hani üstat Necip Fazıl Kısakürek’in en güzel şiirlerinden birinde “Yokluğunda buldum seni” diyor ya, işte öyle bir durum. Hem Barış Abi’yi hem de “barış”ı yokluğunda bulduk, yokluğunda anladık onların gerçek kıymetini. Barışın önemini belki öteden beri az da olsa biliyoruz; belki de bildiğimizi zannediyoruz. Peki ya Barış Manço’yu, Barış Abi’yi bu kadar özlemle, hasretle yâd etmemizin sebebi nedir diye düşünecek olursak; bu sorunun cevabını esasen,özlenenin hayattayken yaptıklarında, gösterdikleri tavır ve davranışlarında, insanlar arası ilişkilerinde, insana ve insanımıza bakışında aramalıyız.

     

    Her sanatçı kendi sanatını icra eder, sanatı bazen toplumda beğeni toplar bazen de toplayamaz. İşin doğasında bu hep vardır. Sanat nihayetinde bir güzellik, bir haz, bir beğeni meselesidir. Bu da kişiden kişiye değişen, göreceli bir durumdur. Sanatta doğruluk, gerçeklik aranmaz; sanatın yegâne gayesi güzelliktir ki sanat; güzeli, güzel bir şekilde, güzellikle, güzelce ortaya koyma işidir.

     

    Barış Manço’nun adının hep güzellikler arasında olmasını sağlayan yukarıda da belirtildiği gibi onun şarkılarıdır, şarkılarında bize, milletimize, kültürümüze, gelenek ve göreneklerimize, deyim ve atasözlerimize, ahlâkımıza, örfümüze ait hususlara yer vermesi, hasılı güzel Türkçemizle bizi en güzel bir şekilde anlatmasıdır. O, akademik camiada araştırmalara, tezlere, kitaplara konu olarak seçilmiş ve işlenmiş. Türkçe öğretiminde, yabancılara Türkçe öğretiminde, değer yargılarımızı çocuklara, gençlere kazandırmada “Barış Mançoşarkıları”nın rolü üzerinde durulmuş.

     

    Hem toplum hem de akademik camiada bu kadar ilgi odağındaki bu ismi, Barış Abiyi peki ne kadar tanıyoruz? Belki resmi yaşam öyküsünü çok bilmiyoruz, ama onu daha çok eserlerinden yani şarkılarından bir de TRT’de yapmış programlardan, "Çocuk ve aileye yönelik eğitici ve eğlendirici bir dünya belgeseli" olan"Barış Manço ile 7'den 77'ye" den tanıyor ve biliyoruz. Bu televizyon programı, "Adam Olacak Çocuk" ile çocukların ilgisini çekerken, "İkinci Kahvaltı" ile büyüklerimiz alması gerekenleri alıyor, "Dönence"de ise dünyanın değişik bölgelerinden çekimler ekrana geliyor ve "Dere Tepe Türkiye" ile ise yetişkinlerimiz; dolayısıyla program her yaştan her kesime hitap ettiğinden herkes ondan nasipleniyordu.

     

    Toplumun ilgisini bu kadar çok çekmeyi başaran Barış Manço kimdir? İsterseniz yaşam öyküsü hakkında onunla ilgili hazırlanmış web sitesinden, http://www.barismancomix.com ‘dan yararlanarak aktaralım. Barış Abi, 1943 yılında İstanbul Zeynep Kâmil Hastanesinde dünya gelir. 1958’de ilk müzik grubunu, “Kafadarlar”ı kurar ve bir yıl sonra Galatasaray Lisesinde ilk konserini verir. 1960’ta ise ikinci bir müzik grubunu, “Harmoni”yi kurar ve ilk 45’liği 1962’de çıkarır. 1969’da Mazhar Alanson ve Fuat Güner ile birlikte "Kaygısızlar" grubunu kurar. Kendisi için bir dönüm noktasını oluşturacak “Dağlar Dağlar” adlı şarkıyı yazar. Kendisiyle daima hatırlanacak olan ve hayatının sonuna dek birlikte çalışacağı “Kurtalan Ekspres”i 1972 kurar. 1973’te ilk video klibi olan “Hey Koca Topçu”yu çeken Manço, 1975’te ise ilk LP albümü olan 2023’yi piyasaya sürer ki bu aynı zamanda, 45’liklerden sonraki ilk albümü olma özelliğini taşır.

     

    1981’de "Sözüm Meclisten Dışarı" adlı albümün çıkması ile birlikte Barış Manço artık önlenemez bir tutku hâline gelir. Söz konusu albüm, "Dönence", "Gülpembe", "Alla Beni Pulla Beni", "Ali Yazar Veli Bozar" gibi hitleriyle 1981 yılının en çok satılan albümü olmuştur. Daha sonraki yıllarda ise "Estağfurullah Ne Haddimize", "24 Ayar", "Değmesin Yağlı Boya", "Ful Aksesuar '88 Manço Sahibinden İhtiyaçtan", "Darısı Başınıza", "Mega Manço" ve "Müsaadenizle Çocuklar" gibi albümlere imza atan Barış Manço, “Devlet Sanatçısı” unvanı almasının yanı sıra çeşitli ödüllerinin de sahibidir. 1999 yılında “Mançoloji" adlı albüm çalışmasına başladı ancak albümü tamamlamaya ömrü vefa etmedi. 1 Şubat 1999 tarihinde, evinde geçirdiği kalp krizi sonucu, kaldırıldığı Siyami Ersek Hastanesinde bu fani âleme veda ederek rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

     

    Yanılmıyorsam yirmi sene önceydi; o zamanlar internet yeni yeni yaygınlaşıyordu. İstanbul’daydım. Şu an hangisi olduğunu hatırlayamadığım bir web sitesi vasıtasıyla Barış Abi’ye mesaj iletilebiliyordu. Ben de yazmıştım o kanaldan Barış Abiye mesajlarımı. O, maddeten küçük ama hatırası büyük olan imzalı bir fotoğrafını bana göndermişti. Buradan ona bir seslenişim olsun: bakışlarının merkezine insanı yerleştiren, hayatı ve olayları değerlendirirken hep insan odaklı olan Barış Abi, her sanatçı özeldir ama sen özel oluşun ötesinde sözlerinle ve insanımızla, toplumla ve diğer insanlarla hep güzel ilişkiler kurman sebebiyle çok daha özelsin. Bunun içindir ki bugün seni milyonlar yüreğinde taşıyor, ses verse de vermese de o milyonların yüreğinde yaşıyorsun. Bu dünyada alınabilecek bundan değerli bir ödül olmasa gerek. Öbür âleme bakan yönüyle de -kulluğun seninle Rabbimiz arasında o bize ait bir mesele değil- ancak bize ait bir mesele olan kısım hep güzel eserlerin, güzel sözlerin ve güzellikleri dileyişin sebebiyle hakkında hep “hüsnü şahadet” ettiğimizi bilesin. Unutmadım Barış Abi, unutamadım, unutamadık, ne olur anla bizi!

     

    Seni on sekiz yıl önce huzuruna alan Rabbim, mağfiretiyle yarlığasın, Kâinatın Efendisi’ne komşu eylesin.

     

    Değmesin Yağlı Boya” albümünde yer alan “Unutamadım” şarkısının sözlerinden bir kısmıyla yazıma son veriyorum:

     

    Dün yine yapayalnız dolaştım yollarda

    Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda

    Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni

    Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

     

    Unutmak kolay demiştin alışırsın demiştin

    Öyleyse sen unut beni yeter ki benden isteme

    Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni

    Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

     

    Yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş

    Sen yeni yuva kurarken beni paramparça bölmüş

    Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni

    Unutamadım unutamadım 

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.