|   | 
  • Sabahattin Sürmen

    Bu kadar da Şaşırtmayın! Yapmayın Lütfen!

    Gündemimiz son zamanlarda genellikle spor, futbol, Kayserispor, Dünya Kupası, Milli Takım ve Montella olmuştu. Bugün bambaşka bir konudan bahsedeceğim.
    Bir dostumla Kayseri Şehir Hastanesi’nde operasyon geçiren ortak dostumuza bağa geçmiş olsun ziyaretine gittik.
    Hasta ziyareti olunca havadan sudan kısa konuşalım, geçmiş olsun diyelim, çok fazla meşgul etmeyelim diye ‘ ateş almaya gelmiş’ gibi hareket ettik.
    Biz müsaade isteyelim, yormayalım, çok iyi gördük. Maşallah’ dedik. 
    Tam kalkacaktık ki…
    Oturun iki dakika! Size diyeceklerim var. Siz gazetecisiniz, bunları yazın! Belki etkilenen, yaptığı cahilliği farkeden olur. 
    Belki yaptığının hırsızlık olduğunu idrak eden olur! Dedi ve 3 olay anlattı.
    Ben ve ziyarete beraber gittiğim dostum 30 yılı aşan gazetecileriz. Duyduklarım karşısında şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum, dondum kaldım. O kadar olay duyduk, Emniyet bültenlerinde neleri okuduk ama böyle bir şeyi duyacağım aklıma gelmezdi.
    Kayseri Şehir Hastanesi’nde operasyonları geçirdikten sonra yattığımız odalarda refakatçilerin, hastaların biraz zihni dağılır, haber dinler, maç seyreder, dizi izler, düşüncesiyle duvarlara televizyon asmışlar. Çok güzel düşünce. 6 saat sakın hareket etmeden yat’ dediler. 
    Peki doktor bey, hemşire hanım’ dedik,
    -Fakat 1 sonra hareketsizlikten her yerim uyuştu. Yatak batmaya başladı. Çok şükür ki sebep operasyonla ilgili değildi. Refakatçi eşime tavana bakmaktan yoruldum. Nasıl olsa odada başka hasta yok. Televizyonu aç da oradaki hareketlilik dikkatimi dağıtsın, vakit geçsin, saate bakmaktan da kurtulurum dedim.
    -Aradılar, çekmeceleri karıştırdılar, sağa, sola baktılar televizyonun kumandası yok. Hemşirelere, hasta bakıcılara sordular. Gerçekten yok. Sıkı durun sebebi şu: Yatan hastalar, refakatçiler ve ziyaretçileri alıp götürüyormuş. Götürüyormuş dedim çünkü hastane yönetimi birkaç kez yenisini almış ama sonuç aynı, alıp götürmüşler. 
    -İyi mi?
    -Yahu orada yatan hastanın acısını, sızısını, sıkıntısını, huzursuzluğunu dindirecek TV’nin dikkat dağıtan fonksiyonu için kullanılan kumanda aletini neden (ç)almak ihtiyacınız olur? Evindeki TV’ye uymaz, satsan satılmaz, para etmez. 
    -Bu cahillik değil resmen hırsızlık değil mi?
    Biz iki ziyaretçi birbirimize baktık, dudak büktük!
    Nefes almadan ikinci olayı anlattı;  
    12 saat sonra hareketsizlik süresi sona erince çıplak yatan operasyon geçirmiş hastanın üstü-başı ve altında kan ve ilaç atıkları olan çarşafı hemen değiştirmek için görevliler geldi. Ben hala, zavallılar TV kumandasını bile ç(almışlar) diye homurdanırken görevliler gülerek dediler ki;
    O bir şey değil ki; giderken yattıkları, kanlı, irinli, ilaçlı çarşaf ve kirli nevresimleri götürenler var! Üstelik götürdüklerini de yıkayıp balkona asmış. Bakan herkes balkondan sallanan çarşafı, nevresimi görüyor, kimin nereden çaldığını öğreniyor ve üstünde yazanı okuyor: Kayseri Şehir Hastanesi!
    Yahu, yattıkları, hizmet aldıkları, şifa buldukları yere minnet etmek, teşekkür etmek varken oranın eşyalarını (ç)almak, kendilerinden sonraki hasta ve yakınlarını zorda bırakmak nedir, nasıl bir cahilliktir. (Ç)aldığını da herkese ilan edecek kadar cesur ve akıldan noksanlar! Bu hırsızlık değil de nedir?
    Biz iki ziyaretçi yine birbirimize baktık, daha şaşkın dudak büktüğümü fark ettim!
    -Durun, daha bitmedi, dedi. 
    Şaşkın ve sinirli şekilde devam etti:
    •  Kuzenim 38 yaşında vefat etti. 2 minik yavrusunu bırakıp büyük emre uyarak gitti. 
    Halam da çocukları her mezar ziyaretine götürdüğünde Beşiktaş’lı olan rahmetli için küçük siyah ve beyaz taşlarla üzerini süslemiş, birinde çiçek dikmiş, ötekisinde gül, hanımeli, ortanca filan… Okuyup, dualarını edip dönmüşler…
    Kadıncağız, mezarda yavrusunu, yavrusunun yavrularıyla ziyaret etmenin acısını bağrına basarak çiçek diktik, gül var susuz bırakmayalım hem de okuyalım diye gittiğinde ne görsünler? Hiç!
    Ne çiçek, ne gül ne de siyah ve beyaz taşlar! (Ç)almışlar! 
    Kadıncağız şaşkın, üzgün; çocuklar gözü yaşlı tekrar çiçek, gül ile siyah-beyaz taşlardan alıp getiriyorlar, süslüyorlar yine okuyup dualarını edip gidiyorlar. Halam mutlu, çocuklar keyifli…Acıları bir nebze olsun dinmiş…
    Çiçek ve gülleri sulamaya geldiklerinde ise reklamlardaki gibi; “
    -Şokk, şokk, şokkkkk”
    -Çiçekler, güller ve siyah-beyaz taşlar yine yok!
    Bir kez daha denediler, sonuç yine aynı! 
    Kadıncağız mezarlığa nöbetçi dikemez ya!
    Hastanede diriye rahat vermeyen mezardakine de rahat vermiyor! 
    İnsan olan mezardaki gülü çiçeği (ç)almaz!
    Müslüman hiçbir şeyi çalmaz!
    Yazık gerçekten çok yazık!
    Neler duyduk, gördük ve yazdık ama TV kumandası, hastane çarşafı, mezar taşını, çiçeğini ve gülünü çalan benim literatürümde yoktu. Maalesef o da oldu. 
    Söz verdik ve yazdık. Belki duyan, gören, okuyan olur da ya vazgeçer (ç)almaktan ya da engel olur!?  
    Sizden ricam lütfen; rica ediyorum;
    -Oooo bunlar daha ne ki demeyin!

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.