|   | 
  • Cevahir Kadri

    Denizli’nin İki Şehit Talebesi

    Risale-i Nurların önemli kalemlerinden ve Üstat Bediuzzaman Said Nursi’nin has talebelerinden Denizli İlbadı Kabristanı’nda metfun, Ispartalı Hafız Ali [Ergün] ile Denizli Acıpayamlı eğitimci- şair, nurun büyük kahramanlarından Hasan Feyzi Yüreğil’in mümtaz ve ibretlik hayatları, kıymetli insan, araştırmacı-yazar Mustafa Oral tarafından kitap hâlinde hazırlanarak okurların, sevenlerinin dikkatlerine sunulmuştur.

     

    Yokluk zamanında az da olsa varlık gösteren her hareket, davranış, çok kıymetlidir. Öyle ki bu, varlık zamanının çoklarından daha fazla bir kıymeti haizdir.

     

    On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan ve etkileri yirminci yüzyılda devam eden pozitivizm, inançların üzerinde karabulutlar gibi çökmüştü. Avrupa’nın sefahat kültürüyle ve yeni eğitim öğretim anlayışıyla yetişen genç nesil inançsızlık girdabıyla karşı karşıya kalmıştı. Aileden gelen dini bilgiler, yozlaşan ve çağın gereklerine yetişemeyen medrese eğitimi, yeni neslin zihinlerindeki sorularına, toplumun ihtiyaçlarına cevap veremez, dertlerine çare olamaz bir hâldeydi. Batının felsefi akımları ile başa çıkamayan medrese eğitiminin yeni bir anlayış ve vizyon ile yeni nesle hitap etmesi lazımdı. Bu da ancak fen ilimleri ile sosyal-dini ilimlerin bir arada okutulması, birlikte yürütülmesi ile mümkün olacaktı. 

     

    İlim âleminde tam da böyle bir anlayışa ihtiyaç duyulan bir zamanda, Anadolu’nun doğusundan, Bitlis’ten; yepyeni bir eğitim öğretim anlayışına sahip, meselelerin aslına esasına vakıf, çağın gereklerine cevap veren, problemlerine çözümler üreten, ilim otoritelerince bilgisi ve donanımıyla “zamanın güzeli” anlamına gelen “Bediuzzaman” sıfatıyla vasıflandırılan bir âlim ortaya çıktı ve imani meselelerin her şeyden önce geldiğini, öncelikle bunların ele alınması gerektiğini, evvelemirde, gençliğin imanının canlandırılması, kurtarılması gerektiğini hem konuşmaları hem de eserleriyle ortaya koydu. Bunun için Van Gölü’nün kıyısında bir üniversite kurma projesini hayata geçirmeye çalıştı. Projesini hem padişah II. Abdülhamit’e anlattı, hem de Gazi Mustafa Kemal’in daveti üzerine Ankara’ya giderek Meclis’te milletvekilleri, Kazım Karabekir ve Gazipaşa ile görüşme imkânı buldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Doğu Anadolu’nun umumi vaizliği önerisini hizmetinde siyasi iradeye bağımlı olmak istemediği için kabul etmedi.

     

    İsyandan önce Şeyh Said’in çağrısını “Kılıç haricî düşmana çekilir. Dahilde kılıç çekilmez.” diyerek reddetmiştir. Şeyh Said İsyanıyla hiç alakası olmamasına rağmen isyan bahane edilerek sürgünler serisine başlanmış, önce Van’dan alınarak Burdur’a getirilmiştir. Burdur’da kısa bir süre kaldıktan sonra, ıssız bir nahiye olan Barla’da ikamete mecbur tutulmuştur. 

     

    Sürgünler, hapisler ve takipler peş peşe gelmiş; buna rağmen iman meseleleri üzerine kaleme aldığı eserleri talebeleriyle okumaktan, yazmaktan ve çoğaltmaktan geri durmamıştır. Bu faaliyetleri her daim sakıncalı bulunmuş, türlü türlü davalar açılmış, şehirden şehre sürgün edilmiştir. Bu sürgün, dava ve mahkemelere, sadece kendisi değil yetiştirdiği, ders arkadaşları olan talebeleri de dahil edilmiştir. Bütün bunlara rağmen imanî meselelerin ele alındığı Kur’an tefsiri olan risaleleri yazmaya, çoğaltmaya kısıtlı imkânlarla da olsa vefalı ve azimli talebeleriyle devam etmiştir. 

    ***

    Gökyüzü Rahlesinde Hafız Ali Ergün” adlı eserinde Oral, sadece Hafız Ali merhumu anlatmaz, Risale-i Nur’ların yazılması, çoğaltılması, Üstadın başka talebeleri ile ve Hafız Ali ile münasebetleri ile nurun diğer kahramanlarını da ele alır.

     

    Hafız Ali Ergün, aslen Ispartalıdır. Said Nursi ve onun o dönem yasaklı olan eserlerini okuyan talebeleri, zaman zaman yapılan baskınlarla alınıp karakola götürülmekte ve ardından siyasi davalar açılmaktadır. Yine böyle bir baskında gözaltına alınanlardan Hafız Ali ve Üstat Bediuzzaman Denizli’ye sevk edilir. Bu, Hafız Ali için sadece adli bir sevk değildir. Bu, onun için yalnızca bir nakil değil, aynı zamanda ahirete açılan yolun Denizli’den geçeceğinin habercisidir; “Hafız Ali, Denizli Hapishanesine gönderilmeden bir gün önce rüyasında, kendisine Denizli toprağının verildiğini görür. Sevdiceğine, “Hayır diyelim de hayır olsun inşallah.” der. Gün doğar doğmaz evi basılır.” daha sonra Denizli’ye sevk edilir. Bundan altı ay sonra da rüyası âdeta gerçekleşir: Hafız Ali, hapishanede vefat eder. Naaşının Isparta’ya nakledilmesine izin verilmeyince Hafız Ali, Denizli İlbadı Kabristanı’na defnedilir.

    *

    Gökyüzü Rahlesinde Hafız Ali Ergün” biyografik eser, bir Ön Söz ve dokuz bölümden oluşur: Hafız Ali Ergün’ün hayatı, Nur ve Gül Fabrikaları, Modern Zaman Mağaraları Medrese-I Yusufiyeler, Denizli Hapsinde Bir Hafız, Aşk Şehitleri / Hafız Gibi Şehit Olmak İsteyenler, Hafız'ın Mahşerdeki Şahitleri, Risale-i Nur ve Hafız Ali, Sırlı Mektuplar, Hafız Ali Şerhleri. Her bölümün birçok alt başlığı var elbette.

     

    Üstat Bediuzzaman Said Nursi, tahliye olduktan sonra biricik talebelerinden ve Medrese-i Yusufiye kahramanlarından Hafız Ali’nin kabrini ziyaret eder. Bu ziyaret, eserde şöyle anlatılır: “Üstad hapisten çıktıktan sonra ikindi vakti Hafız’ın kabrine gider. Hüzünden yüzü çökmüştür. Kur’an okur. İçli içli dualar eder. Hafız Ali’nin ruhuna dokunurcasına kabir taşına dokunur. Ellerini semaya kaldırır. “Bu şehit bir yıldızdır.” diye inler. Talebeleri başlarını kaldırır. Bakarlar ki güpegündüz gökte bir yıldız ışıl ışıl parlamaktadır.” Allah rahmet eylesin.

    *

    Öte yandan eğitimci-şair Hasan Feyzi Yüreğil’in hayatının anlatıldığı “Rüyalar Rahlesinde Hasan Feyzi Yüreğil” kitabı da bir giriş yazısı ve on iki bölümden oluşur. Her bölümün alt bölümleriyle zenginleştirilen eserin bölümleri şöyledir: “Hasan Feyzi Yüreğil'in Hayatı, Bediüzzaman'la Yollar Buluşuyor, Öğretmen Hasan Feyzi, Şair Hasan Feyzi, Peygamber Aşığı Hasan Feyzi, Bediüzzaman Aşığı Hasan Feyzi, Risale-i Nur Aşığı Hasan Feyzi, Diyanet Raporlarında İki Şehit, Kahramanlar Ocağı Denizli, Denizli Kahramanlar Ocağı Şahitleri, Haslar Denizi, Hasan Feyzi'nin Manevi Varisleri”

     

    Üstadına âşık bir talebenin duygularını yansıtan uzun şiirinde duygu ve düşüncelerini en güzel bir şekilde dile getiren Hasan Feyzi, “Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak,/ Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak./ Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm,/Çünkü hicran dolu kalbim yine hicran olacak./…/Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem,/ Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak./ Nazarın erse garip başıma ey nur-u Hüdâ,/ Bugün artık bu hakir bendede umman olacak,” der ve Üstadından evvel ve onun yerine vefat etme arzusu, duası gerçekleşerek Rahmet-i Rahman’a kavuşur.

     

    Gerek Hafız Ali Ergün’ün hayatı, iman ve Kur’an hizmetine katkısının anlatıldığı “Gökyüzü Rahlesinde Hafız Ali Ergün” gerekse Denizlili öğretmen Hasan Feyzi Yüreğil’in hayatının, iman ve Kur’an hizmetinin anlatıldığı “Rüyalar Rahlesinde Hasan Feyzi Yüreğil” kitabı hiç şüphe yok ki okunmaya değer, kıymetli eserlerdendir. Hem tarihimiz hem de kültür tarihimiz açısından büyük bir önemi haiz, iki nur ve iman kahramanının anlatıldığı bu eserler ve yazarın diğer kitapları Hiçbişey Yayınları arasında okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Kitapseverler bu iki güzide eseri ve nicelerini Kitapyurdu gibi internet kitapçılarından temin edebilirler.

     

    Şu satırlar, yazar Mustafa Oral’ın, bu güzide her iki eseriyle ilgili olarak arka kapak yazısından:

    Risale-i Nur hayatın içinden geçen ve içinde hayatlar geçen sözlerdir. Bediüzzaman’a kalbini ve hayatını adayan masalsı isimler orada gezinir durur. Külliyatın hemen her yerinde bir hayata, bir hikâyeye, bir yaşanmışlığa dokunulur. Yazar ve okuyucu orada öylece oturur, uzun bir yolculuğa çıkar. Yolda rüyalar görür, dualar okur. Ben 25 yıl önce bu kitapların dünyasına girdim, rüyalara tutuldum, dualara durdum. O gün bu gündür rüyalarımın ve dualarımın peşinden koşuyorum. Yıllardır en büyük rüyam ve duam Bediüzzaman için hayatlarını feda eden Hafız Ali Ergün ve Hasan Feyzi Yüreğil’in hayatlarını yazmaktı. Bu arzularla kıvranırken içinde Hafız Ali ve Feyzi geçen sırlı rüyalar gördüm. Bu rüyalar zamanla gerçekleşti. Garip bir şekilde, hiç beklemediğim bir anda Hafız Ali ve Feyzi’nin memleketi Denizli’ye göç ettim. Hafız Ali ve Hasan Feyzi’nin kabrinde bana türbedarlık yazıldığını hissettim, sevindim…

     

    Bugün rüyalarımı ve dualarımı gerçekleştirmenin, yani Hafız Ali ve Hasan Feyzi’nin hayat hikâyelerini yazmanın bahtiyarlığını ve huzurunu yaşıyorum. Her iki kitabın da alanında büyük bir boşluğu dolduracağını umut ediyorum.”

     

    Toplumun bu tür iman, Kur’an ve ahlak insanlarına çok ihtiyacı var. Güzellikleri artırmak yeni nesle rol model olması açısından önemlidir. Kötülük, kötülüğü; iyilik iyiliği çoğaltır. Son yaşanan olaylar bunun apaçık bir delillerinden biridir.

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.