|   | 
  • Gökhan Bozkuş

    Dijital Kurtlar Sofrasında Bir Kübra: “Ekranın Ötesindeki Boşluk”

    Üniversite yıllarımdı… İdealist bir öğretmen adayı olarak satırların arasında ruhumu terbiye ederken, 1960’lı yıllarda benim gibi öğretmenlik de yapmış olan şair Arif Nihat Asya’nın bir yazısına rastlamıştım: “Cahide’nin Eli.” 

     

    1962 yılında Bingöl’ün bir köyünde, sussun diye gece vakti kapı dışarı edilen ve sabaha sadece kurtlardan artakalan minik eli bulunan beş yaşındaki Cahide’nin hikayesiydi bu. O günden beri her sene okur, bir çocuğun çığlığına sağır kalmanın utancını yüreğimde tazelerdim.

     

    Yıllar geçti, devir değişti ama “kurtlar” sadece biçim değiştirdi. Geçtiğimiz günlerde, sosyal medya platformu TikTok’ta binlerce takipçisi olan genç kızımız Kübra Karaarslan’ın, o parıltılı ama sahte dünyanın yükünü taşıyamayarak kendini bir köprüden boşluğa bırakmasıyla sarsıldım. Cahide’yi köyün karanlığındaki aç kurtlar yemişti; Kübra’yı ise ekranların ardındaki “beğeni” açlığı, linç kültürü ve ahlaki değerlerin çöktüğü o devasa dijital orman…

     

    İşte bu iç döküş, 1962’nin Cahide’sinden 2026’nın Kübra’sına uzanan bir mahcubiyet yazısıdır:

     

    Sokaklarında dijital kurtların gezdiği bir dünya…

    Karanlıklarında neon ışıkları değil, mavi ekranların soğuk parıltısı yanan geceler ve bu sonsuz kaydırmaların, sahte alkışların sofrasında tadımlık bir genç kız: Kübra.

     

    Arif Nihat Üstadım, Bingöl’ün Hepsor köyünde kurda kaptırılan o minik elin sızısını yazmıştı; “Giden sen değilsin, gönderen biziz Cahide!” demişti. Bugün biz, Kübra’yı köprü korkuluklarına iten o görünmez ellerin, o binlerce “izleyicinin” sessiz vahşetini seyrediyoruz. Cahide’yi sussun diye kapının önüne koymuşlardı; Kübra’yı ise konuşması, dans etmesi, parlaması ve nihayetinde “tüketilmesi” için dijital meydanların ortasına attık.

     

    Neredeyiz? Yaban ormanlarında mı, yoksa her beğeni butonunun arkasında bir dişin gıcırdadığı modern panayırlarda mı?

     

    Yazık ki şu memlekette, sosyal medyanın kurtlarına can vergisi verilmeden yaşanmayan bir devirdeyiz. Bu sefer kura Kübra’ya düştüyse kabahat kimin? Adı “Kübra” diye, ekran başında ruhu emilen diğer binlerce gencin kaderinden ayrı bir kaderi olacak değil ya…

     

    Vaktinde yetişemedik Kübra… Senin feryadını, o yüksek sesli müziklerin, filtreli gülüşlerin ve “trend” videoların gürültüsünde duyamadık. Seni o demir parmaklıklara uzatanlar, içindeki sessiz çığlığın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Bunu şimdi anladılar…

     

    Eskiler Nil’e kurban atarlarmış; biz yirmi birinci asırda algoritmaların önüne kurban atıyoruz. Giden sen değilsin Kübra; seni o yalnızlığa, o “beğenilme” zorunluluğuna, o sahte mükemmellik dünyasına gönderen biziz!

     

    Kim bilir ne derdin vardı… Belki ekrandan taşan bir “kalp” ikonu değil de, gözlerinin içine bakan gerçek bir çift göz, “nasılsın?” diyen samimi bir ses seni o köprüden döndürmeye yeterdi. Bunları müfredatlara sığdıramadığımız, kalpten kalbe giden yolu inşa edemediğimiz için senden utanıyorum!

     

    Seni kurtlar değil; beğeni hırsı, takdir edilme açlığı ve eğitimin ruhsuzlaşması yedi!

     

    Biz öğretmenler, pedagoji kitaplarının sayfaları arasında “ideal çocuk” tanımları yaparken; çocuklarımız birer birer ekranların soğuk karanlığına düşüyor. Kübra’nın boşlukta veda işareti gibi sallanan ellerini ya gördük ya görmedik… Görenler muhtemelen “canlı yayın” sandı, “içerik” sandı, “kurgu” sandı.

     

    Affet bizi Kübra… Bilgiyi akıllı tahtalara taşıdık ama şefkati ve edebi senin kalbine kadar götüremedik. Modernliğin girmediği yere kurtlar giriyor demiştin ya Üstadım; şimdi o sözde medeniyetin tam göbeğinden, telefonların içinden çıkıyor kurtlar.

     

    Ardında, başarısından ve “takipçisinden” utanç duyan bir dünya bıraktın. Senin o körpe ömrünün baharı, bir videonun süresi kadar bile kıymet görmedi bu acımasız sistemde.

     

    Şimdi perdelerimi kapatsam da, telefonumu fırlatıp atsam da; her bildirim sesinde bir gencin yardım çığlığını, her köprü manzarasında senin o son bakışını göreceğim.

     

    Biz bir yandan kurt olur Kübra’ları alkışlarla ölüme sürükleriz; bir yandan Kübra olur kurtların sofrasında meze oluruz.

     

    Elin, ihmalimizin boğazına sarılacak… Bizi affetme Kübra!..

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.