|   | 
  • Hakan Çitmen

    İçimizdeki "Zübük"ler! Ruhunu şeytana satanlar…


                Memlekette herkes sütten çıkma ak kaşık…
                Öyle yüzsüzleştiler, öyle arsızlaştılar ki; bütün ahlaki değerlerli bile sıfırladılar. Halkın gözleri önünde kendileri hakkında kaç tane insanın şahit olduğu gerçekleri bile inkâr edebiliyorlar. Veyis Ateş, İsmail Saymaz'ın “dinledim” dediği konuşmayı kabul etmedi. Aynı konuşmaları Fatih Altaylı, Sevilay Yılman’da dinlediğini dile getirmişti. En sonunda Ahmet Şık, konuşmanın ses kayıtlarını paylaştı. Her şey ‘cukk’ diye oturuyor.
                         Tek değerleri var, gerçekleri inkâr etmek!
                                                               ***
                “Zübük” diye bir film vardı bilirsiniz. Ne demek bilir misiniz Zübük?
                Zübük kelimesinin anlamı “halk arasında kişinin kendi çıkarlarını gözetebilmek adına her yolu mübah sayması anlamında kullanılan deyim”  Sözünde durmayan, üç kağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş, palavracı, namussuz, dönek… vs. anlamlarına da gelir. Doğruluğunu, ete kemiğe bürünmüş haliyle görüyoruz.
                Mesleklerinin dışına çıkıp, komisyonculuğa el atmışlar. Hem de milyon dolar ve eurolara iş yapıyorlar. Malum lüks Paramount Otel’de tatil yapacak kadar jestlere, hediyelere ulaşabiliyorlar. Bir telefonla bakanlara en etkili isimlere ulaşabilecek kadar yakın ve iş bitiriciler. Akla, hayale gelmeyecek bir şebeke kurulmuş. Bu daha ne ki; Onlarcası, binlercesi işin içinde. Kimse bu kadar kirli işi tek başına yapamaz. Düzen kurulmuş. Ama biz bunları Sedat Peker’den öğreniyoruz. Kendileri hakkında iddia olunanları yalanlamak için ekranlara çıkıyorlar. Hiç yüzleri kızarmadan, utanmadan, sıkılmadan kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Hiç birisi aklı başında insanları ikna edecek konuma yapamadı, yapamaz da. Ama ekrana çıkacak bu cesaretin bir sebebi olmalı!
                "Biz 40 kişiyiz, 40'ımız da birbirimizi biliriz"
                Siyasetten medyaya, inşaattan silah endüstrisine, avantadan kirli paraya kurulan sofradan herkes yemiş, kimisi kepçeyle kimisi kaşıkla, ama yiyen yiyene... Hem de öyle böyle değil. Helal bir kazanla elde edemeyecekleri para ve imkânları haramla elde etmişler.
                Balık baştan kokmuş! Bal tutan parmağını yalamış! Benim memurum işini bilmiş!
                "Şeytan uyuyakaldı bir gün. Rüzgar sert esti. Üç tüy düştü şeytandan. Biri ‘paraya’ yapıştı, diğeri ‘mevki’ye’, öteki de ‘ihtirasa’(açgözlü,hırs). O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı." (Sözün yazarını bilmiyorum) diye bir söz var. İnsanları nasıl da değiştirmiş! Nasıl da şeytanlaştırmış. Şeytan bile “ben Allah’tan korkarım” der. Bunlar şeytana rahmet okutur.
                Yeryüzüne gelmiş en utanmaz, en ahlaksız, en yüzsüz kitle!
                Hiçbir şeyden mi utanmazsınız?
                Hiçbir şeyden mi yüzünüz kızarmaz?
                Hiçbir kusurunuz için mi pişmanlık duymazsınız?
                Bu suskunluk halinin sebebi!
                “Azdan az, çoktan çok gider” sözünce tüm zıkkımlananlar, çok mal, makam-mevki ve güç kaybetmemek için suspus oldular. Suçluluğun getirdiği bir psikoloji olsa gerek. Susarsak, bize bir şey olmaz. Ama biri diğerini satarsa, zincirin ucu başkalarına dolanacak!
                Küfelerle riya(gösteriş) çamuru yüklenirler, gezerler.
                İşin kötüsü, din perdesi arkasında bunlar,
                Müslüman geçinirken, gavurdan beterdirler.” demiş Ömer Hayyam.
                Allah'tan kitap'tan dem vuran adamın ne dediğine değil ne yediğine bak, çünkü ‘dediği iddia, yediği ispat’tır.
                Domuzu haram diye yemeyenler, haramı domuz gibi yiyorlar. Biz daha siz siz olun, aklınızı başınıza devşirin. Size gerçeği söylediğini iddia edenlerin yaşantılarına bakın! Sözlerine değil…
                2. Reza Zarrap olayı yaşanacak!
                Sezgin Baran Korkmaz, ABD’nin aradığı biriydi. Veyis Ateş’le arasında geçen 10 Milyon Euro’luk para diyalogu ile daha iyi tanıdık. Söylenilenlere göre, para ilişkisi içinde olduğu daha çok gazeteci varmış. Hem de toplum içinde biline isimlermiş. Neyse… Veyis’le konuşmasın içinde bir taraf SBK iken bir tarafta da devlet içinde bazı klik ve yapılar olduğunu söylemiş. Yani Veyis, bir aracı durumunda. Böyle bir rüşvet trafiği olduğunu, bir yolsuzluk olayının gerçekleştiğini düşünmeden edemiyoruz.
                SBK, Avusturya’da tutuklanmış... Artık ABD’de yargılanacak ve itirafçı olacak. Bildiklerini tek tek anlatacak. İktidar, (Reza zarrap olayından sonra) ikinci kez ABD tarafından kıskaca alınacak... Ardından ortaya çıkması istenmeyen isimler ve olaylar sebebiyle ülke ve iktidar şantaja açık  olacak. SBK, kendini güvenceye almak için, kimlerle nasıl iş tuttuğunu, hangi devlet insanları ile yasadışı işlere girişildiğini paylaşacak. Kimlerin kara paralarını akladığını, ABD savcılarına aktaracak. Sonrasında bu açıklar, zaaflar gizli pazarlıklar, kamuoyunun haberi olmayan tavizler olarak geri dönecek... Üstü kapalı topluma anlatılmayan bir yaptırım, gizli bir sömürü…
                Şimdi bu, şeytana teslim olmak değil mi? Her kötülüğü, yapmaya her şeyi yapmaya, yaptırılmaya müsait bir kullanışlı bir maşa olunmadı mı?
                Ülke gündemini değiştirmek için, kaosa zemin hazırlanıyor!
                İzmir’de bir parti binasına yapılan provokasyon eylemi, insanların dikkatini başka yöne çekmek ve algı oluşturmak için yapıldı. Artık bu ülkede gerçekleşecek her olayın arkasında “karanlık bir el” vardır. Sedat Peker’in bildiği bir şeyler var. 3 farklı videosunda ve twitlerinde özellikle vurgulayarak “sokağa çıkmayın” çağrısı yapmasının arkasında yatan sebepler korkunç. Çünkü, pisliklerin görünmemesi için, halkın aklının ve medyanın oyalanması lazım. Ne kadar karışık, dumanlı ve kontrollü bir kaos ortamı ve kargaşa yaratılırsa; insanların ve toplumun, akl-ı selim düşünmesi zorlaşır. Ülke gerçek gündeminin dışına çıkarılır. Gündem değiştirmek ve gemileri yürütmek daha kolaylaşır.
                "Eğer, dikkatli olmazsanız gazeteler, mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar" Malcolm X
                Cahilliğin, Cahiliye dönemini bile aştığı bir zamanda, at izinin it izine karıştığı bir devirde dikkatli olmakta bizim vazifemizdir.
    SON SÖZ: Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İleride birtakım fitneler meydana gelecektir. O zaman oturan kişi, ayakta durandan; ayakta duran, yürüyenden; yürüyen de koşandan daha hayırlıdır. Fitne çıkarmaya yeltenen kişi kendisini o fitnenin içinde buluverir. Kim de (fitneden kurtulup) sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın.” (Buhârî)
                Ey îmân edenler! Eğer fâsık (yalancı, günahkâr) bir kimse size bir haber getirirse, önce (onun doğruluğunu) iyice araştırın ki bilmeyerek bir topluluğa sataşırsınız da (bu hareketiniz doğru olmadığından) yaptığınıza pişmân olan kimseler olursunuz. Hucurât suresi 6. âyet

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.