|   | 
  • Kayseri Evliyaları: Su İçmez Efendi Hazretleri


    Kayseri Evliyaları: Su İçmez Efendi Hazretleri

    Su, Kuranı Kerim’de Hûd Suresi’nde ve Enbiya Suresi’nde kâinatın özü, cevheri olarak anılır. Aynı zamanda su, “anasır-ı erbaa” adı verilen su, hava, ateş, toprak dörtlüsünden en önemlilerindendir. Fuzulî’nin “Su Kasidesi”nde başını taştan taşa vurarak gezen avare su, temiz yaratılışı ile dini ve kutsal bir yapıya bürünerek Hz. Muhammed’in (S.A.V.) yoluna uymuş ve insanlığa temiz yaratılışını açıkça göstermiştir: 

     

    “Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme / İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâre su” çeşitli şeklerde karşımıza çıkan su, hayatımızın kaynağıdır. Susuz bir dünyada her şey daha zor ve daha kurak geçebilir.  

     

    Suyu elimizde hazır bir nimet olarak görüp şükrünü eda etmiyoruz lakin öyle bir zat var ki rüyasında Peygamber Efendimizin elinden su içtiğini görüp sulara küsmüş, fani hayatında bir daha su içmemiştir. Rüyasında içtiği o suyu son suyu bilmiş, diğer tüm sular ona zakkumdan damlayan ve ondan içtiği su gibi gelmiştir. İşte bu sebeple bundan sonra “su içmez” lakabı ile anılmıştır. Bu zat Kayseri’nin yetiştirdiği alimlerden Ulema Su İçmez Hazretleri’dir.  

     

    İyi bir ilim adamı olarak bilinen hazret hakkında detaylı ve kapsamlı bir bilgi bulunmamaktır. Bazı kaynaklar onun ömrünün büyük bölümünü oruçlu geçirdiği anlatılır. Gerçek ismi ve doğum tarihi bilinmeyen, [ulemadan] Su İçmez Efendi’nin, mezarı başındaki kitabeye göre 1758 senesinde vefat ettiği nakledilmiştir. Su İçmez Efendi’nin kabri Seyyid Burhanettin Mezarlığı’ndadır. Susuzluğa ancak çeşitli rakamlarla sabredebileceği söylenen insanoğlu, bu zatın duruşundan ders almalıdır. Duruş, ancak böyledir. Müslümanca duruşun vazifesi, budur. Bir bardak su niyetine el- Fatiha. 

     

    Kübra Seydioğlu, Dilhane.net, 3 Aralık 2019 

      

    Gül bahçesi 

     

    * Kul, dertlerden, uğradığı zulümlerden, başına gelen belalardan, aldığı yaralardan sızlanır, feryat eder. Hastalıkların getirdiği ağrılardan, sızılardan Cenâb-ı Hakk’a yüzlerce şikâyette bulunur. 

     

    * Cenâb-ı Hakk da buyurur ki: Ağrı, sızı, dert, zahmet sonunda seni yalvaran, yakaran bir kul etti. Seni gafletten uyandırdı. Doğru yola düşürdü. 

     

    * Sen ağrıdan, sızıdan değil, asıl senin yolunu kesenden, seni bizim kapımızdan uzaklaştıran çeşitli nimetlerden, zenginlikten şikâyet et. 

     

    * Hakîkatte her düşman senin ilacın, kimyandır. Onun kötülüğü, zulmü seni faydalandırır. Seni içine kapanmaya, gönlünü bulmaya, “Aman Allâh’ım!” demeye zorlar. 

     

    * Bu yüzdendir ki, sen onun şerrinden ve zulmünden kaçar, yalnızlığa sığınırsın; Allâh’ın lütfundan yardım dilersin. 

     

    * Hakîkatte senin en yakın dostların, senin en belalı düşmanlarındır. Çünkü dostların tatlı dilleri ile seni oyalarlar. Hakk’tan uzak düşürürler. 

     

    Mesnevi Şerhi, Şefik Can, s. 589 



    Etiketler

    YORUMLAR

    YORUM YAP!

    Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, büyük harf ve kişi ve kurumları rencide edici yorumlar onaylanmamaktadır.

    Ad Soyad

    ..

    Güvenlik Kodu

    Yorumunuz

DİĞER HABERLER

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.